Açıklık, Akıcılık, Duruluk, Yalınlık, Doğruluk

AÇIKLIK

Cümlede tek bir anlamın olması anlatımın net olmasına açıklık denir. Açık cümleden tek bir anlam çıkar. Açık olmayan cümlelerde "kapalı anlatım" söz konusudur. Çok uzun cümleler, dil ve anlatım yanlışlıkları, anlatım bozuklukları içerdiğinden cümlelerdeki açıklığı ortadan kaldırır.

Açıklık ilkesine uygun olan cümleler herkes için aynı anlamı ifade eder. Noktalama işaretlerindeki yanlışlıklar da cümlelerdeki açıklığı engeller. Cümlede açıklığı ortadan kaldıran hususları şöyle sıralayabiliriz:

Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler: Bir sözcüğün anlamına uygun yerde kullanılmaması açıklık ilkesini ortadan kaldırır.

Örnek 

Geri kalmış ülkemizin bazı şehirlerine öncelik tanınacak. 

Cümlede geçen "geri kalmış" söz grubu yerinde kullanılmamıştır. Geri kalan, ülkemiz değil; ülkemizin bazı şehirleridir. Cümle şu şekilde yazılırsa açık cümle olur: Ülkemizin geri kalmış bazı şehirlerine öncelik tanınacak. 

Ağrısız kulak delinir. 

Cümle; "kulağı ağırmayanların kulağı delinir." anlamını vermiştir. Oysa anlatılmak istenen farklıdır. Cümlede, müşteri çekmek için "eylemi" etkili kılma amaçlanmıştır. Açıklık, sözcüklerin olması gereken yerde kullanılması demektir. Cümle şöyle olursa açık cümle olur: Kulak ağrısız delinir. 

Okulu bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya başlar. 

Her insan annesinden vasıfsız, unvansız doğar. Hiç kimse annesinden doktor veya öğretmen olarak doğmaz. "Doktor olarak" söz öbeği yanlış yerde kullanıldığından cümledeki açıklık kaybolmuştur. Cümlenin açık şekli şöyledir: Okulu bitirince doğduğu kasabada doktor olarak çalışmaya başlar. 

Ekranlar, tekrar tekrar ölen kişileri gösteriyordu. 

Yukarıdaki cümlede "tekrar tekrar" ikilemesi yanlış yerde kullanılmıştır. Her insan bir kez dünyaya gelir ve yine bir kez ölür. Cümleden aynı insanın defalarca öldüğü anlamı çıkmaktadır. Oysa "görüntü"nün tekrar tekrar oluştuğu kastedilmektedir. Cümlede açıklık söz konusu değildir. Cümle şöyle olursa açık bir cümle olur: Ekranlar, ölen kişileri tekrar tekrar gösteriyordu. 
 
Karşılaştırma Yanlışlığı: Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir. Bu da cümledeki açıklık ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek  
 
Öğretmen, çocuğuyla eşinden çok ilgilenir. 

Cümleden iki anlam çıkmaktadır. Birincisi; "öğretmen de eşi de kendi çocuğuyla ilgileniyorlar ama öğretmen eşine oranla çocuğuyla daha fazla ilgileniyor. İkincisi ise "öğretmen, hem eşiyle hem de çocuğuyla ilgileniyor ama öğretmenin çocuk sevgisi eş sevgisinin önüne geçiyor." anlamıdır. Bu da açıklık ilkesine ters düşer.
 
Ali maç izlemeyi Mustafa'dan çok sever.

Cümlede çift anlamlılık söz konusudur. Birinci anlam: "Ali de Mustafa da maç izlemeyi severler ama Ali, maç izlemeyi daha çok sever. İkinci anlam: "Ali, maç izlemeyi de Mustafa'yı da seviyor ama Ali'nin maç izleme sevgisi Mustafa'ya olan sevgisinin önüne geçiyor, anlamıdır. Dolayısıyla cümlede açıklık değil kapalılık söz konusudur. 
 
Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlam Belirsizliği: Bazı cümlelerde tamlayan durumundaki iyelik zamirini yazmamak anlam karışıklığına yol açar. Cümlenin başına hem "senin" hem de "onun" zamiri getirebilirse orada bir anlam belirsizliği vardır. Bu da cümlede kapalı bir anlatımın olduğu anlamına gelir. Bu cümlelerde açıklık söz konusu değildir.

Örnek 
 
Sınavda başarılı olduğuna inanamadım.

"Olduğuna" tamlananı hem "senin" hem de "onun" tamlayanını alabilmektedir. Bunlardan bir tanesinin olması gerekir. Bu da cümlede anlatımın özelliklerinden olan açıklık ilkesinin kaybolmasına neden olmuştur.
 
Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması: Bir cümlede 
anlamca birbirine aykırı sözlerin birlikte kullanılması açıklık ilkesine aykırılık teşkil eder.

Örnek 

Tam seksen civarında köyün yolu kapalıdır.
 
Cümlede "tam" ve "civarında" sözcüklerinin birlikte kullanıldığı görülmektedir. "Tam"; "kesinlik", "civarında"; "ihtimal" bildiren bir sözcüktür. Bu da açıklık ilkesine aykırılıktır.
 
Cümlede noktalama işaretlerinin özellikle de virgül (,) işaretinin kullanılmaması cümledeki anlamı değiştirebilmektedir. 
 
Örnek 

Çalış çalış baban gibi, eşek olma.
 
Virgül işareti kullanıldığında çalışan bir baba ve babası gibi çalışması tavsiye edilen bir evlat söz konusudur. Cümleden virgül işareti kaldırıldığında ise anlam çok farklı bir noktaya kaymakta, cümledeki açıklık kaybolmaktadır.
 
AKICILIK
 
Anlatımda cümlelerin pürüzsüz olmasına, sözcüklerin kolay söylenişli özellik taşımasına akıcılık denir. Anlatımda gereksiz ek, hece, sözcük veya söz öbeğinin yer alması akıcılığı bozar. Noktalama işaretlerinin gereksiz kullanılması, bağlaç ve edatların  cümlelerde gereğinden fazla yer alması cümlede akıcılık ilkesini ortadan kaldırır.

Bir yazı, şekil ve anlam bakımından iyice yoğrulmuş ise orada akıcılık var demektir. Kısacası cümlelerin, metinlerin okunuş ve söylenişindeki kolaylık, akıcılık olarak adlandırılır. Anlatımda duruluk ve doğruluk ilkesine aykırılık akıcılığı bozar.

Gereksiz olan ve sürekli tekrar edilen ek, sözcük veya söz öbekleri
 
Bir ek, sözcük veya söz öbeği cümleden çıkarıldığında cümlede anlam ve şekil bakımından bir eksiklik oluşmuyorsa bunlar gereksizdir. Bu da cümledeki akıcılığı bozar. Akıcılık, gereksizleri dışlamadır. Akıcılığı asla duruluk ve doğruluk ilkesinden ayrı düşünemeyiz. Akıcılık bir şekilde bunların sonucudur. 
 
Örnek 

Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.

Cümlede geçen "yaya" kelimesi ile "yürümek" anlaşıldığından ikisinin birlikte kullanılması akıcılığı bozmuştur.

Türkçede, Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler var.


"Arapça" ve "Farsça" zaten birer dil ismidir. "ça" ekiyle bu sağlanmıştır. Cümlede "dil" sözcüğünü kullanmak gereksizdir. Dolayısıyla cümledeki akıcılık kaybolmuştur.

Biz, onlara iki günde bir gün aşırı giderdik.

"İki günde bir" ve "gün aşırı" söz öbekleri "sık sık" anlamına gelir. İkisi de aynı anlamdadır. Cümledeki akıcılık bu söz öbeklerinin birlikte kullanılmasıyla zayıflamıştır.

Noktalama işaretlerinin gereksiz kullanılması

Noktalama işaretlerin gereksiz kullanılması, yerli yerinde kullanılmaması anlatımdaki açıklığı zedeler. Bazen akıcılık tümden kaybolur. Özellikle özneyi diğer öğelerden ayırmak için kullanılan virgül işaretinin cümlede yer almaması açıklık ilkesine aykırılık teşkil eder.
 
Örnek 
 
Hasta doktora ters ters baktı.

Virgül işaretinin olmaması anlamı belirsizleştirmiştir. Dolayısıyla anlatımın özelliklerinden olan akıcılık da kaybolmuştur.

Cümlelerin gereğinden uzun olması

Birden fazla cümle ile anlatılması gereken duygu veya düşüncelerin tek cümle ile anlatılmasıdır. Uzun cümlelerde ortak ek veya öğe kullanımı anlatımı genellikle bozmaktadır. Bu da anlatımdaki akıcılık ilkesine tezat teşkil etmektedir.

Örnek 
 
Mustafa, yarın akşam babasıyla çarşıyı gezdikten sonra eve uğrayıp bizim eve gelirse onlara evde ikramlarda bulunup sonra onları yolcu edeceğiz.
 
Birkaç cümle ile anlatılması gereken düşüncenin tek cümle ile anlatılmaya çalışılması anlatımı bozmuş, cümledeki akıcılık da kaybolmuştur. Düşüncenin doğru ifade şeklinden şu cümleler ortaya çıkar:

Mustafa, yarın akşam çarşıyı gezdikten sonra babasıyla evine uğrayacak. 

Mustafa ve babası oradan bizim eve gelecekler. Biz de onlara ikramlarda bulunduktan sonra onları yolcu edeceğiz.
 
Duygu ve düşünce sıralamasındaki yanlışlık ve tutarsızlıklar

Duygu ve düşünce sıralamasındaki yanlışlık ve tutarsızlıklar anlatımdaki akıcılığı zedeler. Bazen de anlatımdaki akıcılık tamamen kaybolur. Kısacası duygu ve düşüncelerin dile getirilmesinde önem sırasının gözetilmemesidir.
 
Örnek 

İlgili madde 180'e karşı 110 oyla genel kurulda kabul edildi.

Düşüncelerin sıralamasında bir yanlışlık yapılmıştır. Cümledeki rakamların yer değiştirmesi gerekir. Böylece anlatımda kaybolan akıcılık yeniden sağlanacaktır.
 
DURULUK
 
Gereksiz ek, sözcük ve söz grubu bulunmayan cümlelere duru cümle denir. Bir sözün anlamını cümlede karşılayan başka sözcük varsa o söz gereksizdir. Cümlede duruluk ilkesine aykırılık anlatım bozukluğuna sebep olur. Cümledeki gereksiz söz çıkarıldığında cümlenin anlamında bir daralma olmaz. Cümlede anlatımın özelliklerinden olan duruluk için;
  • Eş anlamlı sözcüklerin aynı cümlede kullanılmaması,
  • Eklerin gereksiz kullanılmaması,
  • Gereksiz söz ve sözcüklerin yer almaması, 
  • Bazı sözcüklerin anlamını veren farklı sözlerin de cümlede kullanılmaması,
  • Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmaması gerekir.
 
Duruluk ile İlgili Açıklamalı Örnek Cümleler

Örnek 
 
Arkadaşınız henüz daha eve gitmemiş. 

Cümledeki "henüz" ve "daha" sözcükleri aynı anlama geldiğinden bu husus duruluk ilkesine aykırılık teşkil etmiştir. 

Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.

"Fısıldamak" sözü "başkalarının duyamayacağı şekilde alçak sesle konuşmak" anlamını içerir. "Alçak ses" söz grubu gereksizdir. Fısıldamak sözcüğü zaten bu anlamı vermektedir.

Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.

Cümledeki "yaya" kelimesi ile "yürümek" anlaşıldığından ikisinin birlikte kullanılması cümleyi duru olmaktan çıkarmıştır. Cümle şöyle olursa duru bir cümle olur: Bu yol yürümekle bitecek gibi değil.

Gece uyurken gördüğü rüyadan çok etkilenmişti.

"Rüya" uykudayken gerçekleşen bir hadisedir. Uyanık olduğumuzda rüya göremediğimize göre cümledeki "uyurken" sözcüğü gereksizdir. Cümleyi şöyle yazarsak cümledeki duruluk sağlanmış olur: Gece gördüğü rüyadan çok etkilenmişti.
 
Türkçede, Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler var.

"Arapça" ve "Farsça" birer dil ismidir. "ça" ekiyle bu sağlanmıştır. Cümlede "dil" sözcüğünü kullanmak gereksizdir. Cümlenin duru şekli şöyledir: Türkçede, Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcükler var.

Gizli sırlarımı aşikâr etme.

"Sır"; "gizli kalan, gizli tutulan şey" demektir. Cümlede "gizli" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Cümle, şu şekilde olursa duru bir cümle olur: Sırlarımı aşikâr etme.
 
İki oyuncudan en uzunu sakatlanmıştı.

"En" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. "En" sözü; en az "üç" unsurun olduğu yerlerde kullanılır. 
 
Biz, onlara iki günde bir gün aşırı giderdik.

"İki günde bir" ve "gün aşırı" söz öbekleri "sık sık" anlamına gelmektedir. 

Kazada hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri ortada duruyordu.


"Hayatını kaybeden kişilerin bedenleri" haliyle cansız olur. Bu da duruluğu bozmuştur.

Biz, sanayi ürünlerini dışarıdan ithal ediyoruz.

"İthal" sözcüğü, "başka ülkelerden alınan her şey" demektir. Cümledeki "dışarıdan" sözcüğü gereksizdir. Cümleyi şöyle düzeltebiliriz: Biz, sanayi ürünlerini ithal ediyoruz.
 
YALINLIK 
 
Dili, süssüz, sanatsız, abartısız, gösterişsiz ve anlaşılır bir biçimde kullanmaya yalınlık denir. Yalın cümlelerde dolambaçlı yollara, edebi sanatlara başvurulmaz. Duygu ve düşünceler, kısa, açık, kesin ve en saf biçimiyle dile getirilir. Duruluk, cümlede gereksiz bir şeyin olmaması; yalınlık ise süssüz ve gösterişsiz olma durumudur. Yalın cümleler ağdalı olmayan cümlelerdir. 
 
Yalınlık ile ilgili Açıklamalı Örnek Cümleler
 
Örnek 
 
Seni içinden trenler geçen uykusuz şehirler kadar seviyorum.
 
Yukarıdaki cümleyi yalın olmaktan çıkaran "içinden trenler geçen uykusuz şehirler" söz öbeğidir. Sanatçı, edebi sanatlara başvurduğundan cümledeki yalınlık süslü anlatıma dönüşmüştür.
 
Bulutların küskünlüğü bizde de duygu fırtınalarının kopmasına neden oluyordu.
 
Anlatımın özellikleri açısından bu cümleyi incelediğimiz zaman cümlenin yalın olmadığı görülmektedir. "Bulutların küskünlüğü" ve "duygu fırtınaları" kelime grupları yalınlığı bozmuştur. Bu ifadeler mecazi anlam içerdiklerinden anlatım açık değildir.
 
Para, iyi bir uşak fakat fena bir efendidir.
 
Cümlede geçen "uşak" sözcüğü "köle, hizmetçi" anlamındadır. Cümlede kazandığı anlam ise "hayatı kolaylaştırma"dır. "Efendi" sözü ise "hükmeden" anlamındadır. Cümlede "hayatı zorlaştıran" söz grubu mecaz anlamda kullanılmıştır. Cümlede yalınlık söz konusu değildir.

Eserlerini sıcak bir dille yazdığından okur kitlesi oldukça fazladır.

"Sıcak bir dil" söz grubu mecazlı bir ifadedir. "Sıcak" sözcüğü kendi anlamının dışında kullanılmıştır. "Samimi, içten bir anlatım" denilmek istenmiştir. Açık, anlaşılır ifade yani yalınlık sanatlı söyleyişle kaybolmuştur.
 
İnsanı yaşama hazırlamayan ve işe yaramayan bilgi, sahibini altında ezen bir yük gibidir.
 
"Sahibini altında ezen yük" söz grubuyla mecazlı anlatıma başvurulduğu görülmektedir. Yalınlık ortadan kalkmıştır. 
 
Kendini hayata boş gözlerle bakan biri olarak görmüyordu.
 
Cümledeki "hayata boş gözlerle bakmak" sözü mecazlı bir ifadedir. "Boş"; içinde bir şeyin olmadığı nesneler için kullanılır. Burada ise "hayata anlamsız gözlerle bakmak anlamında" olduğundan mecazi bir anlatım vardır. Cümlede yalınlık ortadan kaybolmuştur.
 
DOĞRULUK
 
Cümlelerde dil bilgisi kurallarının doğruluğudur. Bu ilkeye aykırılık anlatım bozukluğu oluşturur. Biz bu çalışmamızda doğruluk ilkesini doğru olmayan cümleler üzerinde öğreneceğiz. Türkçede, doğruluk ilkesini ortadan kaldıran başlıca nedenler şunlardır:
  • Özne Yüklem Uygunluğuna Aykırı Yanlışlıklar
  • Öğe Eksiklikleri
  • Tamlama Yanlışları
  • Ek Yanlışları (Tamlayan Eki Eksikliği)
  • Tamlayan Eksikliği
  • Çatı Uyuşmazlığı
  • Yapısı Yanlış Sözcük Kullanmak
  • Kip Uyuşmazlığı
  • Olumluluk-Olumsuzluk Uyumu
  • Yardımcı Eylem, Eylemsi Eksikliği
 
Özne Yüklem Uygunluğuna Aykırı Yanlışlıklar
 
A. Tekillik-Çoğulluk Uygunluğuna Aykırılık: Aslında tekil olması gereken yüklemlerin çoğul olması sonucu meydana gelen hatalardır. Bu da cümledeki doğruluk ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
 
Çoğul organ, duyu, eylem, zaman adları ve soyut kavramlar özne olduklarında bunların yüklemleri tekil olur.

Örnek

Kulaklar işitmiyorlar. (yanlış) 

Sevinçler, bizi her zaman bulmazlar. (yanlış) 
 
Sayı sıfatı alan öznelerin yüklemleri tekil olur. Özneler çoğul olursa cümlede doğruluk kaybolur.

Örnek 

İki pilot göreve gelmişler. (yanlış) 

İnsan dışındaki varlıklar çoğul özne olduklarında yüklem tekil olur. Yani öznenin bitki, hayvan adının çoğulu ya da tekili olduğu durumlarda yüklem tekil olur. Yüklemler çoğul olursa cümledeki doğruluk kaybolur.

Örnek

Ağaçlar yapraklarını döktüler. (yanlış) 
 
Öznenin çoğul eki almayıp anlamca çokluk bildirdiği cümlelerin yüklemleri tekil olur. Yüklemler çoğul olursa cümledeki doğruluk ilkesine aykırılık oluşturur.

Komisyon uygun kararı vermişler. (yanlış) 
 
Kişi Bakımından Uygunsuzluktan Kaynaklanan Yanlışlıklar
 
Özne hangi kişi ise yüklem o kişiye göre çekimlenir.
 
Örnek 
 
Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.
(Özne I. tekil kişi; yüklem de I. tekil şahıs eki almış.)
 
Birden fazla özne varsa biri II. kişi ise yüklem II. çoğul şahıs olur. 

Okula Ahmet ve sen gideceksin. (Yanlış)

Okula Ahmet ve sen gideceksiniz. (Doğru)
 
Öğe Eksikliğinden Kaynaklanan Yanlışlıklar
 
Ortak öğelerin yer aldığı sıralı ve birleşik cümlelerde bulunan yanlışlıklardır. Doğruluk ilkesine aykırılık oluşturan başlıca hususlar şunlardır:
 
Yüklem Yanlışları: Yüklemin çatı, kişi, zaman, yardımcı eylem ve ek eylem açısından cümleye uygun düşmemesidir. Genellikle birden fazla yüklemin olduğu cümlelerde ortak kullanımdan kaynaklanan yanlışlıklardır. Cümledeki doğruluk ortak kullanımda kaybolur. 

Örnek 

Kahvaltıda reçel, ekmek, peynir ve çay içtik.

Birinci cümlenin yüklemi eksiktir. Çay, içilir fakat reçel ve ekmek içilmez. Cümle; "Kahvaltıda reçel, ekmek, peynir içtik ve çay içtik." şeklindedir. Bu da yanlış bir kullanımdır. Cümlenin doğru yazılışı şu şekildedir: Kahvaltıda reçel, ekmek, peynir yedik ve çay içtik. 
 
Özne Yanlışları: Ortak olmayan öznelerin ortakmış gibi algılanmasından kaynaklanan bozukluklardır. Bu tür cümleler doğru cümle değillerdir.
 
Örnek 

Derginin yanlışlıkları düzeltilecek ve yeniden basılacak.

"Derginin yanlışları düzeltilecek ve derginin yanlışları yeniden basılacak" cümlelerinden oluşmaktadır. Basılacak olan derginin yanlışları değil "dergi"dir. Cümlede doğruluk söz konusu değildir.  
 
Nesne Eksikliği: Çoğunlukla ortak öğe durumunda olmayan dolaylı tümlecin ortak kullanılmasından kaynaklanan yanlışlardır.
 
Örnek 

Yetimlere şefkat elimizi uzatmalı, korumalıyız. 

Dolaylı tümlecin ortak kullanılması anlatımı bozmuştur. "Korumalıyız" sözcüğünden önce "yetimleri" sözcüğünü getirirsek doğru bir cümle oluşturmuş oluruz.
 
Tümleç Yanlışları: Genellikle sıralı cümlelerde tümlecin kullanılması gereken yerde kullanılmamasından kaynaklanan dil bilgisi yanlışlarıdır.
 
Örnek

Misafirlerini ağırladı, ikramda bulundu. 
 
"Ağırlamak" sözcüğü nesne alabilen yani geçişli; "bulunmak" sözcüğü nesne alamayan yani geçişsiz bir fiildir. Dolayısıyla ikinci cümle nesne alamaz. "İkramda" sözcüğünden önce "misafirlerine" sözcüğünü getirerek doğru bir cümle elde etmiş olacağız.
 
Tamlama Yanlışları: "Tamlayan ve tamlanan"ları ortak olmadıkları halde bunları ortakmış gibi düşünmekten kaynaklanan bozukluklardır. Ayrıca bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması da anlatımdaki doğruluk ilkesini bozabilmektedir.

Örnek 

Olaylar, ekonomik ve sağlık açısından ele alınmalı.

Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanmasından kaynaklanan bir dil bilgisi yanlışlığı söz konusudur. Cümle; "Olaylar, ekonomik açısından ve sağlık açısından ele alınmalı." şeklinde yanlış oluşturulmuştur. "ekonomik açı" ve "sağlık açısı" olur. Birincisi sıfat; ikincisi isim tamlamasıdır. 
 
Tamlayan Eksikliği

Örnek 

Arkadaşlarına gitmeden size gelmelerini bekleme. 

Cümleye dikkatle bakıldığı zaman "gelmelerini" sözcüğünün bir tamlanan olduğu görülür. İyelik eki almış bir sözcüktür. O zaman bunun bir de "tamlayan" unsurunun olması gerekir. "Onların" sözcüğü cümleye uygun bir tamlayan olabilir. Böylece cümledeki doğruluk da sağlanmış olur.

Çatı Uyuşmazlığı: Etken-edilgenlik uyuşmazlığıdır. Birleşik veya sıralı cümlelerde yüklemler aynı özneyi alırsa ikisi de etken veya edilgen olmalıdır.
 
Örnek 

Sorular okuyarak çözülsün.

Cümle, edilgen çatılıdır. Edilgenliğin en önemli koşulu yüklemindeki "-l, -n" ekleridir. "Çözülsün" sözcüğünde edilgenlik söz konusu olduğuna göre yani yükleminde "-l" eki olmasına karşın; "okuyarak" sözcüğü edilgen değildir. Öyleyse onun da "-l, -n" eklerinden birini alması gerekir. 

Olumluluk-Olumsuzluk Uyumu: Özne olumlu ise yüklem olumlu; özne olumsuzluk içeriyorsa yüklem de olumsuz olmalıdır. 

Örnek 

Akşamleyin herkes habere baktı, ama ayrıntıyı fark etmedi.

Burada iki cümle vardır. Bir cümlenin yüklemi olumlu diğerinin olumsuzdur. "Herkes" olumlu durumlar için kullanılan bir özneyken burada ortak kullanılmıştır. Yani ikinci cümleye anlamsal uyum sağlayamamıştır. İkinci cümleye olumlu anlam içeren bir özne getirmek gerekir. Böylece doğruluk da sağlanmış olur.
 
Yardımcı Eylem, Eylemsi Eksikliği vb. Yanlışlıklar

Örnek 

Söylediklerinin saçma ve gerçeği yansıtmadığı görülüyor.

Cümledeki ortak kullanımları dikkate almazsak cümle; "Söylediklerinin saçma yansıtmadığı ve gerçeği yansıtmadığı görülüyor." şeklindedir. Bu da dil ve anlatım açısından kusurlu bir cümledir. Cümlede "saçma" sözcüğünden sonra "olduğu" fiilimsisi getirilirse cümle doğru olur.

Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme