Açıklık,Akıcılık,Duruluk,Yalınlık,Doğruluk

AÇIKLIK AKICILIK DURULUK YALINLIK DOĞRULUK

Açıklık, akıcılık, duruluk, yalınlık, doğruluk kavramları sürekli karıştırılmaktadır. Bunlar birlikte işlenecektir.


AÇIKLIK 


Cümlede tek bir anlamın olması anlatımın net olmasına açıklık denir. Açık cümleden tek bir anlam çıkar. Açık olmayan cümlelerde "kapalı anlatım" söz konusudur. Çok uzun cümleler, dil ve anlatım yanlışlıkları, anlatım bozuklukları içerdiğinden cümlelerdeki açıklığı ortadan kaldırır. Açıklık ilkesine uygun olan cümleler herkes için aynı anlamı ifade eder. Noktalama işaretlerindeki yanlışlıklar da cümlelerdeki açıklığı engeller. Cümlede açıklığı ortadan kaldıran hususları şöyle sıralayabiliriz:


1. Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler: Bir sözcüğün anlamına uygun yerde kullanılmaması açıklık ilkesini ortadan kaldırır.

Örnek 1
Bugün çok başım ağrıyor. 

Cümledeki "çok" sözcüğü yanlış yerde kullanılmıştır. "Çok" sözcüğü kullanım yerine göre "bir insanın birden fazla başının olduğu" anlamını vermiştir. Anlatılmak istenen farklı olduğu için cümlede açıklık kaybolmuştur. Cümlenin doğrusu şu şekildedir: Bugün başım 
çok ağrıyor. 

Örnek 2
İzinsiz inşaata girilmez. 

"İzinsiz" sözcüğü "sıfat" veya "zarf" görevinde kullanılabilen nitelik bildiren bir sözcüktür. Bu cümlede yanlış yerde kullanılmıştır. Bu da açıklık ilkesine aykırı bir ifade tarzıdır. Cümlenin doğrusu: "
İnşaata izinsiz girilmez." şeklindedir. 

Örnek 3
Geri kalmış ülkemizin bazı şehirlerine öncelik tanınacak. 

Cümlede geçen "geri kalmış" söz grubu yerinde kullanılmamıştır. Geri kalan, ülkemiz değil; ülkemizin bazı şehirleridir. Cümle şu şekilde yazılırsa açık cümle olur:
Ülkemizin geri kalmış bazı şehirlerine öncelik tanınacak. 

Örnek 4
Ağrısız kulak delinir. 

Cümle; "kulağı ağırmayanların kulağı delinir." anlamını vermiştir. Oysa anlatılmak istenen farklıdır. Cümlede, müşteri çekmek için "eylemi" etkili kılma amaçlanmıştır. Açıklık, sözcüklerin olması gereken yerde kullanılması demektir. Cümle şöyle olursa açık cümle olur: Kulak ağrısız delinir. 

Örnek 5
Okulu bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya başlar. 

Her insan annesinden vasıfsız, unvansız doğar. Hiç kimse annesinden doktor veya öğretmen olarak doğmaz. "Doktor olarak" söz öbeği yanlış yerde kullanıldığından cümledeki açıklık kaybolmuştur. Cümlenin açık şekli şöyledir: Okulu bitirince doğduğu kasabada doktor olarak çalışmaya başlar. 

Örnek 6
Ekranlar, tekrar tekrar ölen kişileri gösteriyordu. 

Yukarıdaki cümlede "tekrar tekrar" ikilemesi yanlış yerde kullanılmıştır. Her insan bir kez dünyaya gelir ve yine bir kez ölür. Cümleden aynı insanın defalarca öldüğü anlamı çıkmaktadır. Oysa "görüntü"nün tekrar tekrar oluştuğu kastedilmektedir. Öyleyse cümlede açıklık söz konusu değildir. Cümle şöyle olursa açık bir cümle olur: Ekranlar, ölen kişileri tekrar tekrar gösteriyordu. 

2. Karşılaştırma Yanlışlığı: Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir. Bu da cümledeki açıklık ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek 1
 
Öğretmen, çocuğuyla eşinden çok ilgileniyor. 

Cümleden iki anlam çıkmaktadır. Birincisi; "öğretmen de eşi de kendi çocuğuyla ilgileniyorlar ama öğretmen eşine oranla çocuğuyla daha fazla ilgileniyor. İkincisi ise "öğretmen, hem eşiyle hem de çocuğuyla ilgileniyor ama öğretmenin çocuk sevgisi eş sevgisinin önüne geçiyor." anlamıdır. Bu da açıklık ilkesine ters düşer.

Örnek 2
Sen onu benden çok aradın.

Bu cümlede çift anlamlılık söz konusudur. Önce şahıs zamirlerini isimlere dönüştürelim: "sen: Mustafa, o: Ali, ben: Furkan" olsun. Birinci anlam; "Mustafa ve Furkan Ali'yi arıyorlar ama Furkan daha çok arıyor." İkincisi: "Mustafa hem Ali'yi hem Furkan'ı arıyor ama Mustafa, Furkan'ı daha çok arıyor." anlamıdır. Bir cümlede iki anlam varsa açıklık olmaz.

Örnek 3
Ali maç izlemeyi Mustafa'dan çok sever.

Cümlede çift anlamlılık söz konusudur. Birinci anlam: "Ali de Mustafa da maç izlemeyi seviyorlar ama Ali, maç izlemeyi daha çok seviyor. İkinci anlam: "Ali, maç izlemeyi de Mustafa'yı da seviyor ama Ali'nin maç izleme sevgisi Mustafa'ya olan sevgisinin önüne geçiyor, anlamıdır. Dolayısıyla cümlede açıklık değil kapalılık söz konusudur. 

Örnek 4
Derslerime kardeşimden çok önem veririm.

Cümle, iki anlama da gelmektedir. Birinci anlam: " 'Ben' gizli özneli şahıs, derslerine de önem veriyor kardeşine de ama derslerine daha çok önem veriyor." İkinci anlam: "Ben" ve "kardeş"in derse verdikleri önem karşılaştırılıyor ama "ben", "kardeş"inden daha çok derslerine önem veriyor, anlamıdır. Cümlede açıklık değil kapalılık söz konusudur. 

3. Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlam Belirsizliği: Bazı cümlelerde tamlayan durumundaki iyelik zamirini yazmamak anlam karışıklığına yol açar. Cümlenin başına hem "senin" hem de "onun" zamiri getirebiliyorsa orada bir anlam belirsizliği vardır. Bu da cümlede kapalı bir anlatımın olduğu anlamına gelir. Bu cümlelerde açıklık söz konusu değildir.

Örnek 1
Sesini herkes beğenmiştir.

Yukarıdaki cümlede tamlanan olan "sesini" sözcüğü iki "tamlayan"ı da alabilmektedir. Yani cümleye hem "senin" hem de "onun" tamlayanı getirebilir. Açıklık şu şekillerde sağlanabilir:

Senin sesini herkes beğenmiştir.
Onun sesini herkes beğenmiştir.

Örnek 2
Okulunu arkadaşlarına her zaman tavsiye eder.

Cümleden iki anlam çıkmaktadır. "Okulunu" tamlananı, hem "onun" hem de "senin" tamlayanını alabilmektedir. Cümlede açıklık söz konusu değildir.

Örnek 3
Sınavda başarılı olduğuna inanamadım.

"Olduğuna" tamlananı hem "senin" hem de "onun" tamlayanını alabilmektedir. Bunlardan bir tanesinin olması gerekir. Bu da cümlede anlatımın özelliklerinden olan açıklık ilkesinin kaybolmasına neden olmuştur.

4. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması: Bir cümlede anlamca birbirine aykırı olan sözlerin birlikte kullanılması açıklık ilkesine aykırılık teşkil eder.

Örnek 1
Tam seksen civarında köyün yolu kapalıdır.

Cümlede "tam" ve "civarında" sözcüklerinin birlikte kullanıldığı görülmektedir. "Tam"; "kesinlik", "civarında"; "ihtimal" bildiren bir sözcüktür. Bu da açıklık ilkesine aykırılıktır.

Örnek 2
Hiç şüphesiz Türkiye'nin en soğuk şehri Erzurum olsa gerek.

Cümlede geçen "hiç şüphesiz" söz grubu "kesinlik" bildirirken; "olsa gerek" söz grubu "ihtimal" bildirmektedir. Bu da anlamdaki açıklığı ortadan kaldırmıştır.

5. Mantık Hataları:  Çoğunlukla olayların önem sırası bağlamında yapılan hatalardır. Olayların öncelik sıralamasındaki yanlışlıklardır.

Örnek 1
Mustafa ile değil Galatasaray maçına hiçbir maça gidilmez.

Yukarıdaki cümlede sıralama hatası yapılmıştır. "Hiçbir maça" söz grubu ile "Galatasaray" sözcüğünün yer değiştirmesi gerekir. Cümlede açıklık şöyle sağlanabilir:
Mustafa ile değil bütün maçlara Galatasaray maçına bile gidilmez. 

Örnek 2
Eskiden evimizde mumumuz hatta elektriğimiz bile yoktu.

Önem sıralamasında "elektrik", "mum"dan önce gelir. Cümlede açıklık kaybolmuştur. Cümleyi şu şekilde ifade edersek cümle açık olur:
Eskiden evimizde elektriğimiz hatta mumumuz bile yoktu. 

6. Cümlede noktalama işaretlerinin özellikle de virgül (,) işaretinin kullanılmaması cümledeki anlamı değiştirebilmektedir. 

Örnek 1
Genç, doktora bir şeyler söyledi.

Cümlede virgül işareti kullanıldığında özne "genç"; virgül işareti kullanılmadığı zaman da özne "o" şahsı olmaktadır. O zaman da "genç" sözcüğü doktorun bir sıfatı olur. Yani cümlede çift anlamlılık oluşacağından açıklık kaybolacaktır.

Örnek 2
Çalış çalış baban gibi, eşek olma.

Virgül işareti kullanıldığında çalışan bir baba ve babası gibi çalışması tavsiye edilen bir evlat söz konusudur. Cümleden virgül işareti kaldırıldığında ise anlam çok farklı bir noktaya kaymaktadır. Cümlede açıklık kaybolmaktadır.

Örnek 1
Kadı'nın etkililiğini o dönem için tartışmak abestir.

Kesme işareti kullanıldığında sözcük Osmanlılardaki yargı işlerini yürüten "kadı"; kullanılmadığı zaman ise "kadın" olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylece anlatımdaki açıklık da kaybolmaktadır.


AKICILIK


Anlatımda cümlelerin pürüzsüz olmasına, sözcüklerin kolay söylenişli özellik taşımasına akıcılık denir. Anlatımda gereksiz ek, hece, sözcük veya söz öbeğinin yer alması akıcılığı bozar. Noktalama işaretlerinin gereksiz kullanılması, bağlaç ve edatların  cümlelerde gereğinden fazla yer alması cümlede akıcılık ilkesini ortadan kaldırır. Bir yazı, şekil ve anlam bakımından iyice yoğrulmuş ise orada akıcılık var demektir. Kısacası cümlelerin, metinlerin okunuş ve söylenişindeki kolaylık, akıcılık olarak adlandırılır. Anlatımda duruluk ve doğruluk ilkesine aykırılık akıcılığı bozar. Anlatımda akıcılığı bozan unsurlar:

  • Gereksiz olan ve sürekli tekrar edilen ek, sözcük veya söz öbekleri
  • Noktalama işaretlerinin gereksiz kullanılması
  • Cümlelerin gereğinden uzun olması
  • Duygu ve düşünce sıralamasındaki yanlışlık ve tutarsızlıklar

1. Gereksiz olan ve sürekli tekrar edilen ek, sözcük veya söz öbekleri
Bir ek, sözcük veya söz öbeği cümleden çıkarıldığında cümlede anlam ve şekil bakımından bir eksiklik oluşmuyorsa bunlar gereksizdir. Bu da cümledeki akıcılığı bozar. Akıcılık, gereksizleri dışlamadır. Akıcılığı asla duruluk ve doğruluk ilkesinden ayrı düşünemeyiz. Akıcılık bir şekilde bunların sonucudur. 

Örnek 1
Arkadaşınız henüz daha eve gitmemiş. 

Cümlede "henüz" ve "daha" aynı anlama geldiklerinden cümlede akıcılık kaybolmuştur.

Örnek 2
Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.

Cümlede geçen "yaya" kelimesi ile "yürümek" anlaşıldığından ikisinin birlikte kullanılması akıcılığı bozmuştur.

Örnek 3
Durmadan etrafına bakınıyordu, ağlıyordu, haykırıyordu babam nerededir diye.

Cümlede "bakınıyordu", "ağlıyordu" ve "haykırıyordu" sözcüklerindeki "-dı" eki yani görülen geçmiş zaman ekinin gereksiz kullanımı cümledeki akıcılığı bozmuştur. Cümle şöyle ifade edilirse akıcı bir cümle olur: Durmadan etrafına bakınıyor, ağlıyor, haykırıyordu babam nerededir diye.

Örnek 4
Türkçede, Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler var.

"Arapça" ve "Farsça" zaten birer dil ismidir. "Ça" ekiyle bu sağlanmıştır. Cümlede "dil" sözcüğünü kullanmak gereksizdir. Dolayısıyla cümledeki akıcılık kaybolmuştur.

Örnek 5
Davranışı bize dostça gibi gelmemişti.

"Dostça" sözcüğündeki "ça" ekinin "gibi" edatının anlamını verdiği görülür. Cümlede geçen "gibi" edatı gereksizdir. Bu da anlatımdaki akıcılık için engel oluşturmuştur.

Örnek 6
Biz, onlara iki günde bir gün aşırı giderdik.

"İki günde bir" ve "gün aşırı"  söz öbekleri "sık sık" anlamına gelir. İkisi de aynı anlamdadır. Cümledeki akıcılık bu söz öbeklerinin birlikte kullanılmasıyla zayıflamıştır.

Örnek 7
Muğla yöresindeki çıkan yangınlar söndürüldü. 

Cümlede yer alan "ki" eki "çıkan" sözcüğünü; "çıkan" sözcüğü de "ki" ekini işlevsiz kılmıştır. Bu da gereksiz ek ve sözcük kullanımı anlamına gelmektedir. Cümledeki akıcılık da kaybolmuştur.

Aşağıda yer alan cümleler anlatımın niteliklerinden olan duruluk ilkesine aykırılık teşkil ettiklerinden cümlelerdeki akıcılık kaybolmuştur.

Yaşanmış deneyimler bize çok şey öğretti.

Beyaz kar taneleri çocukları çok sevindirdi

Yalnız ne var ki siz, bizi anlamak istemiyorsunuz.

Seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.

Bu davranışın doğruluğu insandan insana göre değişir.

Kazada hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri ortada duruyordu.

Biz, sanayi ürünlerini dışarıdan ithal ediyoruz.

Bu yıl yurt dışına yapılan ihracat bir hayli arttı.

Adam tam üç saat süre ile oradakilerle uğraşmış.

Stresten dolayı kaynaklanan bir hastalık var.

Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de yeşil alanların azlığındandır.

Bence bu yazı Furkan Sarıkaya'nın olmalı


2. Noktalama işaretlerinin gereksiz kullanılması

Noktalama işaretlerin gereksiz kullanılması, yerli yerinde kullanılmaması anlatımdaki açıklığı zedeler. Bazen akıcılık tümden kaybolur. Özellikle özneyi diğer öğelerden ayırmak için kullanılan virgül işaretinin cümlede yer almaması açıklık ilkesine aykırılık teşkil eder.

Örnek 1
Hasta doktora ters ters baktı.

Virgül işaretinin olmaması anlamı belirsizleştirmiştir. Dolayısıyla anlatımın özelliklerinden olan akıcılık da kaybolmuştur.

Örnek 2
Aptal öğretmenin kalbini kırmış.

Virgül işaretinin olmaması cümlenin öznesini değiştirmiştir. Bu da anlatımın niteliklerinden olan akıcılık ilkesine aykırı bir durumdur. 

3. Cümlelerin gereğinden uzun olması.

Birden fazla cümle ile anlatılması gereken duygu veya düşüncenin tek cümle ile anlatılmasıdır. Uzun cümlelerde ortak ek veya öğe kullanımı anlatımı genellikle bozmaktadır. Bu da anlatımdaki akıcılık ilkesine tezat teşkil etmektedir.

Örnek 1
Mustafa, yarın akşam babasıyla çarşıyı gezdikten sonra eve uğranılıp bizim eve gelirlerse onlara evde ikramlarda bulunup sonra onları yolcu edeceğiz.

Birkaç cümle ile anlatılması gereken düşüncenin tek cümle ile anlatılmaya çalışılması anlatımı bozmuş, böylece cümledeki akıcılık da kaybolmuştur. Düşüncenin doğru ifade şeklinden şu cümleler ortaya çıkar:
Mustafa, yarın akşam çarşıyı gezdikten sonra babasıyla evine uğrayacak. Mustafa ve babası oradan bizim eve gelecekler. Biz de onlara ikramlarda bulunduktan sonra onları yolcu edeceğiz.

4. Duygu ve düşünce sıralamasındaki yanlışlık ve tutarsızlıklar. 

Duygu ve düşünce sıralamasındaki yanlışlık ve tutarsızlıklar anlatımdaki akıcılığı zedeler. Bazen de anlatımdaki akıcılık tamamen kaybolur. Kısacası duygu ve düşüncelerin dile getirilmesinde önem sırasının gözetilmemesidir.

Örnek 1
Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme hatta sara nöbetlerine bile yol açabilir. 

Cümlede bir sıralama yanlışlığı yapılmıştır. "Ölüm", "beyin zarı iltihapları"ndan bir sonraki aşamadır. Bu iki unsur yer değiştirmelidir. Cümlede akıcılık engellenmiştir.

Örnek 2
İlgili madde 180'e karşı 110 oyla genel kurulda kabul edildi.

Düşüncelerin sıralamasında bir yanlışlık yapılmıştır. Cümledeki rakamların yer değiştirmesi gerekir. Böylece anlatımda kaybolan akıcılık yeniden sağlanacaktır.


DURULUK

Gereksiz ek, sözcük ve söz grubu bulunmayan cümlelere duru cümle denir. Bir sözün anlamını cümlede karşılayan başka sözcük varsa o söz gereksizdir. Cümlede duruluk ilkesine aykırılık anlatım bozukluğuna sebep olur. Cümledeki gereksiz söz çıkarıldığında cümlenin anlamında bir daralma olmaz. Cümlede anlatımın özelliklerinden olan duruluk için;

  • Eş anlamlı sözcüklerin aynı cümlede kullanılmaması,
  • Eklerin gereksiz kullanılmaması,
  • Gereksiz söz ve sözcüklerin yer almaması, 
  • Bazı sözcüklerin anlamını veren farklı sözlerin de cümlede kullanılmaması,
  • Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmaması gerekir.

Duruluk ile İlgili Açıklamalı Örnek Cümleler
Örnek 1

Arkadaşınız henüz daha eve gitmemiş. 

Cümlede "henüz" ve "daha" aynı anlama geldiğinden bu husus duruluk ilkesine aykırılık teşkil etmiştir. 

Örnek 2

Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Fısıldamak" sözü "başkalarının duyamayacağı şekilde alçak sesle konuşmak" anlamını içerir. "Alçak ses" söz grubu gereksizdir. Fısıldamak sözcüğü zaten bu anlamı vermektedir.
Örnek 3

Muhatabından saygı ve hürmet bekliyordu.
Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler bir arada kullanılmıştır. Cümledeki "saygı" ve "hürmet" sözcükleri duruluğu bozan sözcüklerdir.
Örnek 4

Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümledeki "yaya" kelimesi ile "yürümek" anlaşıldığından ikisinin birlikte kullanılması cümleyi duru olmaktan çıkarmıştır. Cümle şöyle olursa duru bir cümle olur: Bu yol yürümekle bitecek gibi değil.

Örnek 5

Geçmişteki hatıraları bir bir anlattı.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Hatıra"; "geçmişte kalan şeyler"e denir. Cümlede gereksiz sözcük kullanılmıştır. Cümlenin duru şekli şu şöyledir: Hatıraları bir bir anlattı.

Örnek 6

Uygun ve müsait bir zamanda gel, konuşalım.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması cümlede anlatımı bozmuştur. Burada da "uygun" ve "müsait" sözcükleri eş anlamlıdır. Cümleyi şu şekillerde yazarsak duruluk sağlanmış olur: Uygun bir zamanda gel, konuşalım. Müsait bir zamanda gel, konuşalım.

Örnek 7

Onunla ilk tanışmamız bir hayli ilginçti.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "İlk" sözcüğü gereksizdir. Tanışmanın ikincisi, üçüncüsü olmadığı için "ilk" sözcüğünü kullanmaya gerek yoktur. Cümleyi şöyle yazarsak duru bir cümle olur: Onunla tanışmamız bir hayli ilginçti.

Örnek 8

Gece uyurken gördüğü rüyadan çok etkilenmişti.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Rüya" uykudayken gerçekleşen bir hadisedir. Uyanık olduğumuzda rüya göremediğimize göre cümledeki "uyurken" sözcüğü gereksizdir. Cümleyi şöyle yazarsak cümledeki duruluk sağlanmış olur: 
Gece gördüğü rüyadan çok etkilenmişti.

Örnek 9

Türkçede, Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler var.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Arapça" ve "Farsça" birer dil ismidir. "ça" ekiyle bu sağlanmıştır. Cümlede "dil" sözcüğünü kullanmak gereksizdir. Cümlenin duru şekli şöyledir: Türkçede, Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcükler var.
Örnek 10

Hazır formüllerle yetinmemek lazımdır.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Formül" sözcüğü "hazır olan, hazırlanmış" anlamına gelir. Cümlede "hazır" sözcüğünün kullanılması gereksiz olduğundan duruluk bozulmuştur. Cümlenin duru şekli şöyledir: 
Formüllerle yetinmemek lazımdır.
Örnek 11

Gizli sırlarımı aşikâr etme.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Sır"; "gizli kalan, gizli tutulan şey" demektir. Cümlede "gizli" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Cümle, şu şekilde olursa duru bir cümle olur: 
Sırlarımı aşikâr etme.

Örnek 12

Yaşanmış deneyimler bize çok şey öğretti.
Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Deneyim"in sözlük anlamı; "Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bütün bilgiler"dir. Cümlede geçen "yaşanmış" sözcüğü gereksizdir. Cümle şu şekilde duru bir cümle olur: Deneyimler bize çok şey öğretti.

Örnek 13

Beyaz kar taneleri çocukları çok sevindirdi. 

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Kar taneleri" zaten beyazdır. Başka renkte mevcut kar tanesi bulunmaz. "Beyaz" sözcüğü gereksiz kullanıldığından duruluk bozulmuştur. Cümleyi şöyle düzeltebiliriz: 
Kar taneleri çocukları çok sevindirdi.
Örnek 14

Davranışı bize dostça gibi gelmemişti.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Dostça" sözcüğündeki "ça" eki "gibi" sözcüğünün anlamını verir. "Gibi" edatı gereksiz kullanılmıştır. 


Örnek 15

İki oyuncudan en uzunu sakatlanmıştı.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "En" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. "En" sözü; en az "üç" unsurun olduğu yerlerde kullanılır. 


Örnek 16

Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Bağırmak"; "yüksek ve gür ses çıkarmak, yüksek sesle konuşmak"tır. Aynı anlamdaki sözcüklerin bir arada kullanılması duruluğu bozmuştur.


Örnek 17

Aralarındaki mevcut anlaşmazlık giderek büyüyor. 
"Mevcut" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. 
Örnek 18

Ekonomik ve iktisadi problemler ne zaman çözülecek.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede eş anlamlı sözcüklerin birlikte kullanılması duruluk ilkesini ortadan kaldırmıştır.
Örnek 19

Biz, onlara iki günde bir gün aşırı giderdik.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "İki günde bir" ve "gün aşırı" söz öbekleri "sık sık" anlamına gelmektedir. 
Örnek 20

Yalnız ne var ki siz, bizi anlamak istemiyorsunuz.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Yalnız" sözü ve "ne var ki" söz öbeği aynı anlama gelmektedir. Bu da duruluk ilkesine aykırı bir durumdur.
Örnek 21

Seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "-den", "dolayı" ek ve sözcükleri birlikte kullanılmıştır. "Dolayı" sözcüğü gereksizdir.
Örnek 22

Dün gece sıcaklık sıfırın altında eksi on dereceydi.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede "sıfırın altı" ve "eksi" sözleri aynı anlamı ihtiva etmektedir. "Sıfırın altı", haliyle "eksi" anlamını içerir. 
Örnek 23

Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de yeşil alanların azlığındandır.

"Nedenlerinden" sözcüğünün "-dan" ekiyle aynı cümlede yer alması anlatımdaki duruluğu bozmuştur. Cümleyi şöyle düzeltebiliriz: 
Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de yeşil alanların azlığıdır.
Örnek 24

Bu konudaki iftiralar tamamen uydurmadır.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "İftira"; "Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme veya uydurulmuş şey" demektir. Ayrıca uydurma sözcüğünün kullanılması duruluğu bozmuştur.


Örnek 25

Sizi ziyarete bir daha yeniden geleceğim.

"Bir daha" ve "yeniden" sözleri aynı anlamı vermektedir. Bu da duruluk ilkesine aykırıdır.
Örnek 26

Mazide kalmış o eski günleri unutur muyum?

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Mazi"; "geçmiş" anlamına gelir. Öyleyse her iki sözcükten birisi cümlede yer almalıdır. 

Örnek 27

Hiç olmazsa bu soruyu doğru yapsaydın bari.

"Hiç olmazsa" ve "bari" bir arada kullanılmıştır. Bu da duruluk ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek 28

En güç ve zor şartlarda bile okula gitti.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Güç" ve "zor" sözcükleri aynı anlama gelmektedir. İkisinin bir cümlede kullanılması duruluk ilkesine aykırılıktır.

Örnek 29

Beklenmedik o güzel sürpriz onu duygulandırdı.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Sürpriz"; "beklenmedik zamanlarda yapılanlar, şaşırtı" anlamlarına gelmektedir. "Beklenmedik" sözü gereksiz kullanıldığından cümle duru cümle olmaktan çıkmıştır. Cümlenin duru şekli şöyledir: O güzel sürpriz bizi duygulandırdı.
Örnek 30

Arkadaşıyla yıllardır karşılıklı mektuplaşıyor.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Mektuplaşmak" karşılıklı yapılan işteş bir eylemdir. "Karşılıklı" sözcüğünün ayrıca kullanılması gereksizdir.
Örnek 31

Kazada hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri ortada duruyordu.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Hayatını kaybeden kişilerin bedenleri" haliyle cansız olur. Bu da duruluğu bozmuştur.

Örnek 32

Biz, sanayi ürünlerini dışarıdan ithal ediyoruz.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "İthal" sözcüğü, "başka ülkelerden alınan her şey" demektir. Cümledeki "dışarıdan" sözcüğü gereksizdir. Cümleyi şöyle düzeltebiliriz: Biz, sanayi ürünlerini ithal ediyoruz.

Örnek 33

Bu yıl yurt dışına yapılan ihracat bir hayli arttı.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "İhracat"; "yurt dışına başka bir tabirle bir ülkeden diğerine yapılan her türlü satım" demektir. "Yurt dışı" ve "ihracat" sözlerinin bir arada kullanılması duruluğu bozmuştur.

Örnek 34

İşte bu yüzden dolayı sizleri buraya toplamış bulunuyoruz.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede "bu yüzden" ve "dolayı" sözlerinin birlikte kullanılması cümleyi duru cümle olmaktan çıkarmıştır. 

Örnek 35

Muğla yöresindeki çıkan yangınlar söndürüldü. 

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede "ki" eki "çıkan" sözcüğünü; "çıkan" sözcüğü de "ki" ekini işlevsiz kılmıştır. 

Örnek 36

Bu davranışın doğruluğu insandan insana göre değişir.

Cümledeki "göre" edatı anlatımın özelliklerinden olan duruluk ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. 
Örnek 37

Stresten dolayı kaynaklanan bir hastalık var.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede "dolayı" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. "Dolayı" sözünü cümleden çıkardığımızda cümlenin anlamında bir daralma olmaz. Cümleyi şöyle düzeltebiliriz: Stresten kaynaklanan bir hastalık var.

Örnek 38

Çeşitli kurumlara karşılıksız bağış yapıldı.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede "bağış" ve "karşılıksız" sözcüklerinin birlikte kullanılması duruluğu bozmuştur. "Bağış" sözcüğü zaten" hibe, bedavaya bir şeye sahip olma" anlamına gelmektedir. 

Örnek 39

Tam seksen civarında köyün yolu kapalıdır.
Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: Cümlede "tam" ve "civarında" sözcüklerinin birlikte kullanılması duruluk ilkesine aykırıdır. "Tam"; "kesinlik", "civarında"; "ihtimal" bildiren sözcüklerdir. 

Örnek 40

Elbette okula gitmemişse sinemaya gitmiş olabilir.

Cümlede anlatım özellikleri ve duruluk açısından cümlenin değerlendirilmesi: "Elbette" kesinlik; "olabilir" ihtimal bildirir. İki sözün birlikte kullanılması duruluk ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

YALINLIK 


Dili, süssüz, sanatsız, abartısız, gösterişsiz ve anlaşılır bir biçimde kullanmaya yalınlık denir. Yalın cümlelerde dolambaçlı yollara, edebi sanatlara başvurulmaz. Duygu ve düşünceler, kısa, açık, kesin ve en saf biçimiyle dile getirilir. Duruluk, cümlede gereksiz bir şeyin olmaması; yalınlık ise süssüz ve gösterişsiz olma durumudur. Yalın cümleler ağdalı olmayan cümlelerdir. 

Yalınlık ile ilgili Açıklamalı Örnek Cümleler

Örnek 1

Seni içinden trenler geçen uykusuz şehirler kadar seviyorum.

Yukarıdaki cümleyi yalın olmaktan çıkaran "içinden trenler geçen uykusuz şehirler" söz öbeğidir. Sanatçı, edebi sanatlara başvurduğundan cümledeki yalınlık süslü anlatıma dönüşmüştür.

Örnek 2

Bulutların küskünlüğü bizde de duygu fırtınalarının kopmasına neden oluyordu.

Anlatımın özellikleri açısından bu cümleyi incelediğimiz zaman cümlenin yalın olmadığı görülmektedir. "Bulutların küskünlüğü" ve "duygu fırtınaları" kelime grupları yalınlığı bozmuştur. Bu ifadeler mecazi anlam içerdiklerinden anlatım açık değildir.

Örnek 3

Para, iyi bir uşak fakat fena bir efendidir.

Cümlede geçen "uşak" sözcüğü "köle, hizmetçi" anlamındadır. Cümlede kazandığı anlam ise "hayatı kolaylaştırma"dır. "Efendi" sözü ise "hükmeden" anlamındadır. Cümlede "hayatı zorlaştıran" söz grubu mecaz anlamda kullanılmıştır. Cümlede yalınlık söz konusu değildir.

Örnek 4

Eserlerini sıcak bir dille yazdığından okur kitlesi oldukça fazladır.

"Sıcak bir dil" söz grubu mecazlı bir ifadedir. "Sıcak" sözcüğü kendi anlamının dışında kullanılmıştır. "Samimi, içten bir anlatım" denilmek istenmiştir. Açık, anlaşılır ifade yani yalınlık sanatlı söyleyişle kaybolmuştur.
Örnek 5

İnsanı yaşama hazırlamayan ve işe yaramayan bilgi, sahibini altında ezen bir yük gibidir.

"Sahibini altında ezen yük" söz grubuyla mecazlı anlatıma başvurulduğu görülmektedir. Yalınlık ortadan kalkmıştır. 

Örnek 6

Kendini hayata boş gözlerle bakan biri olarak görmüyordu.

Cümlede "hayata boş gözlerle bakmak" sözü mecazlı bir ifadedir. "Boş"; içinde bir şeyin olmadığı nesneler için kullanılır. Burada ise "hayata anlamsız gözlerle bakmak anlamında" olduğundan mecazi bir anlatım vardır. Cümlede yalınlık ortadan kaybolmuştur.

Örnek 7

Sevgiliden ayrı düştü garip ah!
İğne deliğinden geçer oldu vah!

Sevgiliden ayrı düştüğünden bedenen perişan halde olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. O kadar üzülmüş ki vücudu iğne deliğinden geçecek kadar incelmiştir. Bu da edebi sanat demektir. Cümlede yalınlık söz konusu değildir. 

DOĞRULUK

Cümlelerde dil bilgisi kurallarının doğruluğudur. Bu ilkeye aykırılık anlatım bozukluğu oluşturur. Biz bu çalışmamızda doğruluk ilkesini doğru olmayan cümleler üzerinde öğreneceğiz. Türkçede, doğruluk ilkesini ortadan kaldıran başlıca nedenler şunlardır:
  • Özne Yüklem Uygunluğuna Aykırı Yanlışlıklar
  • Öğe Eksiklikleri
  • Tamlama Yanlışları
  • Ek Yanlışları (Tamlayan Eki Eksikliği)
  • Tamlayan Eksikliği
  • Çatı Uyuşmazlığı
  • Yapısı Yanlış Sözcük Kullanmak
  • Kip Uyuşmazlığı
  • Olumluluk-Olumsuzluk Uyumu
  • Yardımcı Eylem, Eylemsi Eksikliği

I. Özne Yüklem Uygunluğuna Aykırı Yanlışlıklar

a. Tekillik-Çoğulluk Uygunluğuna Aykırılık: Aslında tekil olması gereken yüklemlerin çoğul olması sonucu meydana gelen hatalardır. Bu da cümledeki doğruluk ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

1. Çoğul organ, duyu, eylem, zaman adları ve soyut kavramlar özne olduklarında bunların yüklemleri tekil olur.

Örnek 1

Kulaklar işitmiyorlar. (yanlış) 

Örnek 2

Sevinçler, bizi her zaman bulmazlar. (yanlış) 

Örnek 3

Düşünceler bazen bizi yanıltabilirler. (yanlış) 

2. Sayı sıfatı alan öznelerin yüklemleri tekil olur. Özneler çoğul olursa cümlede doğruluk kaybolur.

Örnek 1

İki pilot göreve gelmişler. (yanlış) 


3. İnsan dışındaki varlıklar çoğul özne olduklarında yüklem tekil olur. Yani öznenin bitki, hayvan adının çoğulu ya da tekili olduğu durumlarda yüklem tekil olur. Yüklemler çoğul olursa cümledeki doğruluk kaybolur.

Örnek 1

Ağaçlar yapraklarını döktüler. (yanlış) 

Örnek 2

Kuşlar havada uçuştular. (yanlış) 

Örnek 3

Leylekler, sıcak bölgelere göç ettiler. (yanlış) 

Örnek 4

Bağrışmalar bizi korkuttular. (yanlış) 

4. Öznenin çoğul eki almayıp anlamca çokluk bildirdiği cümlelerin yüklemleri tekil olur. Yüklemler çoğul olursa cümledeki doğruluk ilkesine aykırılık oluşturur.

Örnek 1


Dün herkes okula gelmiştiler. (yanlış) 

Örnek 2

Komisyon uygun kararı vermişler. (yanlış) 

b. Kişi Bakımından Uygunsuzluktan Kaynaklanan Yanlışlıklar

1. Özne hangi kişi ise yüklem o kişiye göre çekimlenir.


Örnek 1

Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.  (Özne I. tekil kişi; yüklem de I. tekil şahıs eki almış.)

2. Birden fazla özne varsa biri II. kişi ise yüklem II. çoğul şahıs olur. 

Örnek 1


Okula Ahmet ve sen gideceksin. (Yanlış)

Örnek 2

Okula Ahmet ve sen gideceksiniz. (Doğru)

II. Öğe Eksikliğinden Kaynaklanan Yanlışlıklar

Ortak öğelerin yer aldığı sıralı ve birleşik cümlelerde bulunan yanlışlıklardır. Doğruluk ilkesine aykırılık oluşturan başlıca hususlar şunlardır:

1. Yüklem Yanlışları: Yüklemin çatı, kişi, zaman, yardımcı eylem ve ek eylemler gibi noktalar açısından cümleye uygun düşmemesidir. Genellikle birden fazla yüklemin olduğu cümlelerde ortak kullanımdan kaynaklanan yanlışlıklardır. Cümledeki doğruluk ortak kullanımda kaybolur. 

Örnek 1


Kahvaltıda reçel, ekmek, peynir ve çay içtik.

Birinci cümlenin yüklemi eksiktir. Çay, içilir fakat reçel ve ekmek içilmez. Cümle; "Kahvaltıda reçel, ekmek, peynir içtik ve çay içtik." şeklindedir. Bu da yanlış bir kullanımdır. Cümlenin doğru yazılışı şu şekildedir:

Kahvaltıda reçel, ekmek, peynir yedik ve çay içtik. 

Örnek 2

Baktığımız dairenin balkonu büyük ama yeterli değildi. 

Cümle; "Baktığımız dairenin balkonu büyük değildi ama yeterli değildi." şeklindedir. Yani "değil" sözcüğü ortak kullanılmıştır. Bu da yanlış kullanıma neden olmuştur. Cümledeki ortak kullanım doğruluk ilkesine aykırılık teşkil etmiştir.


2. Özne Yanlışları: Ortak olmayan öznelerin ortakmış gibi algılanmasından kaynaklanan bozukluklardır. Bu tür cümleler doğru cümle değillerdir.

Örnek 1

Derginin yanlışlıkları düzeltilecek ve yeniden basılacak.

"Derginin yanlışları düzeltilecek ve derginin yanlışları yeniden basılacak" cümlelerinden oluşmaktadır. Basılacak olan derginin yanlışları değil "dergi"dir. Cümlede doğruluk söz konusu değildir.  

Örnek 2

Mağazanın inşaatı önümüzdeki yıl bitecek ve hizmete girecek.

"Mağazanın inşaatı önümüzdeki yıl bitecek ve mağazanın inşaatı hizmete girecek." şeklinde bir cümle karşımıza çıkmaktadır. Bu da cümlede doğruluk ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. "Mağazanın inşaatı" değil de "mağaza" hizmete girecek.

Örnek 3

Okul müdürünün yetkileri alındı ve görevden uzaklaştırıldı. 

Cümle şu şekle dönüşmüştür: "Okul müdürünün yetkileri alındı ve okul müdürünün yetkileri görevden uzaklaştırıldı." Bu da yanlış bir kullanımdır. Görevden uzaklaştırılan okul müdürünün yetkileri değil de "okul müdürü"dür. Cümle, dil bilgisi açısından doğru bir cümle değildir. 

3. Nesne Eksikliği: Çoğunlukla ortak öğe durumunda olmayan dolaylı tümlecin ortak kullanılmasından kaynaklanan yanlışlardır.

Örnek 1

Yasalara göre, paranın üzerine yazı yazmak, yırtmak yasaktır.

Dolaylı tümlecin ortak kullanılması anlatımı bozmuştur. Yırtmak sözcüğünden önce "paraları" sözcüğü getirilirse cümle doğru cümle şeklini alır.

Örnek 2

Yetimlere şefkat elimizi uzatmalı, korumalıyız. 

Dolaylı tümlecin ortak kullanılması anlatımı bozmuştur. "Korumalıyız" sözcüğünden önce "yetimleri" sözcüğünü getirirsek doğru bir cümle oluşturmuş oluruz.

4. Tümleç Yanlışları: Genellikle sıralı cümlelerde tümlecin kullanılması gereken yerde kullanılmamasından kaynaklanan dil bilgisi yanlışlarıdır.

Örnek 1

Sizi destekliyoruz ve inanıyoruz. 

Cümle; "Sizi destekliyoruz ve sizi inanıyoruz." şeklinde yanlış bir anlatıma sahip. Cümlede "sizi" sözcüğü ortak kullanılmıştır. Bu da anlatımdaki doğruluk ilkesine aykırı bir durumdur.

Örnek 2

Misafirlerini ağırladı, ikramda bulundu. 

"Ağırlamak" sözcüğü nesne alabilen yani geçişli; "bulunmak" sözcüğü nesne alamayan yani geçişsiz bir fiildir. Dolayısıyla ikinci cümle nesne alamaz. "İkramda" sözcüğünden önce "misafirlerine" sözcüğünü getirerek doğru bir cümle elde etmiş olacağız.

III. Tamlama Yanlışları: "Tamlayan ve tamlanan"ları ortak olmadıkları halde bunları ortakmış gibi düşünmekten kaynaklanan bozukluklardır. Ayrıca bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması da anlatımdaki doğruluk ilkesini bozabilmektedir.

Örnek
 1

Olaylar, ekonomik ve sağlık açısından ele alınmalı.

Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanmasından kaynaklanan bir dil bilgisi yanlışlığı söz konusudur. Cümle; "Olaylar, ekonomik açısından ve sağlık açısından ele alınmalı." şeklinde yanlış oluşturulmuştur. "ekonomik açı" ve "sağlık açısı" olur. Birincisi sıfat; ikincisi isim tamlamasıdır. 

IV. Ek Yanlışları (Tamlayan Eki Eksikliği)

Örnek 1

Verdiğimiz hizmetler kalıcı olduğu herkesçe bilinmelidir. 

Yukarıdaki cümlede "olduğu" "tamlanan" unsurunun "tamlayan" unsurunu oluşturan "hizmetler" sözcüğündeki tamlayan eki eksiktir. Cümlenin doğrusu: 
Verdiğimiz hizmetlerin kalıcı olduğu herkesçe bilinmelidir.

V. Tamlayan Eksikliği

Örnek 1

Arkadaşlarına gitmeden size gelmelerini bekleme. 

Cümleye dikkatle bakıldığı zaman "gelmelerini" sözcüğünün bir tamlanan olduğu görülür. İyelik eki almış bir sözcüktür. O zaman bunun bir de "tamlayan" unsurunun olması gerekir. "Onların" sözcüğü cümleye uygun bir tamlayan olabilir. Böylece cümledeki doğruluk da sağlanmış olur.

VI. Çatı Uyuşmazlığı: Etkenlik-edilgenlik uyuşmazlığıdır. Birleşik veya sıralı cümlelerde yüklemler aynı özneyi alıyorsa ikisi de etken veya edilgen olmalıdır.

Örnek 1

Sorular okuyarak çözülsün.

Cümle, edilgen çatılıdır. Edilgenliğin en önemli koşulu yüklemindeki "-l, -n" ekleridir. "Çözülsün" sözcüğünde edilgenlik söz konusu olduğuna göre yani yükleminde "-l" eki olmasına karşın; "okuyarak" sözcüğü edilgen değildir. Öyleyse onun da "-l, -n" eklerinden birini alması gerekir. 

VII. Yapısı Yanlış Sözcük Kullanmak

Örnek 1

Tembelin tekidir. İsmini dahi doğru dürüst yazabilemez. 

Türkçede kurallı birleşik fiillerden biri olan yeterlilik fiili olumsuz yapılırken birleşiği oluşturan sözcüklerden ikincisi düşer. Bu, istisnai bir durumdur. "Yazabilemez" sözcüğü "yazabilir" sözcüğünün olumsuzu olduğu halde kullanımdan düşmüştür. Onun yerine "yazamaz" sözcüğü kullanılır.   

VIII. Kip Uyuşmazlığı: Birbiriyle ilgili fiillerin arasında kiplerin ifade ettiği zamanların uyumlu olmamasına denir. Cümlede doğruluk kipin uygun olması ile sağlanır.

Örnek 1


Ne vakit yanınıza gelsem güç verdiniz. 

"Gelsem" ve "verdiniz" sözcüklerindeki kipler farklıdır. Kiplerden biri geçmiş zaman olursa diğerinin de geçmiş zaman olması gerekir.

IX. Olumluluk-Olumsuzluk Uyumu: Özne olumlu ise yüklem olumlu; özne olumsuzluk içeriyorsa yüklem de olumsuz olmalıdır. 

Örnek 1

Akşamleyin herkes habere baktı, ama ayrıntıyı fark etmedi.

Burada iki cümle vardır. Bir cümlenin yüklemi olumlu diğerinin olumsuzdur. "Herkes" olumlu durumlar için kullanılan bir özne iken burada ortak kullanılmıştır. Yani ikinci cümleye anlamsal uyum sağlayamamıştır. İkinci cümleye olumlu anlam içeren bir özne getirmek gerekir. Böylece doğruluk da sağlanmış olur.

X. Yardımcı Eylem, Eylemsi Eksikliği vb Yanlışlıklar

Örnek 1


Söylediklerinin saçma ve gerçeği yansıtmadığı görülüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder