Tahmis

TAHMİS

Tahmis, "beşleme, beşli duruma getirme" demektir. Bir gazelin beyitlerinin üstüne aynı ölçü ve uyakla başka bir şairce üçer dizenin eklenmesiyle oluşturulur. Tahmis, Türk edebiyatında çok fazla kullanılan bir nazım şeklidir. Hemen hemen her Divan şairinin divanında tahmis nazım şekline rastlamak mümkündür.

Tahmis Nazım Şeklinin Özellikleri
  • Uyak düzeni: "aaaaa /bbbba /cccca" şeklindedir.
  • Tahmis, daha çok bir şairin, başka bir şairin gazeli üstüne ekleme yapmasıyla oluşur. 
  • Kendi gazeli üstünde tahmis oluşturan şairler de vardır.
  • Şairler, başka bir kişinin gazeli üstüne ekleme yaptıklarında yani tahmis oluşturduklarında genelde devlet büyüklerinin gazellerini ya da beğendikleri şairlerin gazellerini esas almışlardır.
  • Tahmiste çoğunlukla daha önce yazılmış herhangi bir şairin gazeli tahmis edilir.
  • Tahmiste başa eklenen üç dizenin gazelin matla kısmı ile aynı uyağa sahip olması gerekir. Tahmisin diğer beyitlerinin üstüne eklenen üçer dize de o beyitlerin ilk mısraları ile kafiyelidir.
  • Tahmiste başarı, ses bakımından oluşan ahenk ve mana bakımından kazanılan derinliğe bağlıdır.
  • Tahmiste eklenen mısralar arasında bir anlam kaynaşması olması zorunludur.
  • Fuzuli'nin Lutfi'ye, Hayali Bey'in Muhibbî'ye, Baki'nin Necati'ye, Bağdatlı Ruhi'nin Sultan Murat'a, Hayreti'nin Nesimi'nin gazeline yaptığı tahmis edebiyatımızda güzel örneklerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.


Tahmis Nazım Şekli ile İlgili Örnekler


Örnek 1

Hirâs-ı fitne saldun dehre ey bî-dâd n'eylersün
Kopardun yer yer âşûb-ı kıyâmet-zâd n'eylürsün
Perîşânlıklar etdün nev-be-nev icâd n'eylersün
Dağıtdun hâb-ı nâz-ı yârı ey feryâd n'eylersün
Edüb fitneyle dünyâyı harâb-âbâd n'eylersün

Vücûdun eylemiş hikmet-şinâs-ı âlem-i bâlâ
Aristâlis-i asr u nakd-ı vakt-ı bû alî sînâ
Benânun hall-i râz-ı müşkilât-ı nabz edüb hakka
Edersün gerçi her derde tabîbim bir devâ ammâ
Cünûn-ı ehl-i ışk olunca mâder-zâd n'eylersün

Nihândır bû-yı fitne târ-ı anber-fâm-ı zülfünde
Nice subh-ı kıyâmet muhtfîdir şâm-ı zülfünde
Dimağ-âşüftedir cân ârzû-yı kâm-ı zülfünde
Dil-i mecrûhuma rahm eyle kalsun dâm-ı zülfünde
Şikeste-bâl olan murgı edüp âzâd n'eylersün

Zemîn nat-ı siyâset-gâh-ı dil seyf-i kazâ mübrem
Zebân hâmûş-ı hayret sîne sûzân dîdeler pür-nem
Hevâ-yı ışk şûr-efgen mahabbet gaalib ü muhkem
Şehîd-i tîg-ı ışk-ı yârdır ser-cümle-i âlem
Urub şemşîre dest ey gamze-i cellâd n'eylersün

Bulub pervâza ruhsat rûzgâra işveler satdun
Perîşân etmeğe cem'iyyet-i uşşâkı can atdun
Ne âl etdünse etdün murg-ı cânı dâma uğratdun
Varub gîsû-yı zülf-i yârı biri birine katdun
Yine bir fitne tahrîk eyledün ey bâd n'eylersün

Ne sûret kim çekersün can bağışlarsun mesîh-âsâ
Olur hayrân-ı kârun mû-şikâfân-ı yed-i beyzâ
Bu san’atde ne erjeng ü ne mânîdür sana hemtâ
Güzel tasvîr edersün hatt u hâl-i dil-beri ammâ
Füsûn u fitneye geldükçe ey bihzâd n’eylersün

Olursun nâilî-veş gördüğün mahbûba efgende
Meta’-ı sabrunı tâlân eder her tıfl-ı nâz-ende
Mahabbet gam-fezâ esbâb-ı cem'iyyet perâkende
Bahâyî-veş değülsün kaabil-i feyz-i safâ sen de
Tekellüf ber-taraf ey hâtır-ı nâ-şâd n’eylersün

Naili

Not: Yukarıdaki tahmis Naili-i Kadim'in Bahayi'nin gazeline yaptığı ekleme ile oluşmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder