Söyleşmeye Bağlı Anlatım

SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM

Daha çok diyalog, monolog, röportajda başvurulan bir anlatım biçimi olup iki veya daha çok kişinin herhangi bir konu üzerinde karşılıklı konuşturulmasına söyleşmeye bağlı anlatım denir. Söyleşmeye bağlı anlatımda hikâyelerde, tiyatrolarda, manzum hikâyelerde de rastlanır. Söyleşmeye bağlı anlatımın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Söyleşmeye bağlı anlatımda dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
  • Daha çok edebi ve öğretici metinlerde başvurulan bir anlatım yöntemidir.
  • Söyleşmeye bağlı anlatımda en az iki kişinin karşılıklı konuşması söz konusudur.
  • Bu anlatımda cümleler genellikle yalın ve kısadır.
  • Söyleşmeye bağlı anlatımda jest ve mimikler anlatımın gücünü artırabilir.
  • Ses tonu, vurgu ve tonlama bu anlatımda ön plana çıkar.
  • Hikâye ve romanlarda geçen karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.
  • Halk edebiyatında çok fazla olmasa da "dedim, dedili" şiirler de söyleşmeye bağlı anlatımın örnekleridir.
  • Söyleşmeye bağlı anlatım daha çok görme ve işitmeye bağlı bir anlatımdır.
  • Söyleşmeye bağlı anlatımda en az iki kişinin karşılıklı konuşmasına diyalog, kişinin kendi kendine konuşması iç monolog, dil kurallarına bağlı kalmadan konuşma da bilinç akımı olarak isimlendirilir.
  • Söyleşmeye bağlı anlatımda kişinin mevkisi, makamı da önemlidir.
  • Söyleşmeye bağlı anlatımda kişilerin soru cevap şeklinde konuşturulmalarına "soru yolu ile konuşma"; konuşmaların bir sıra dâhilinde yapılması da "sıra ile konuşma" olarak adlandırılır. Roman ve hikâye kahramanlarının konuşmaları da "olay tanımlama" olarak adlandırılır.

Söyleşmeye Bağlı Anlatıma Örnekler

Örnek 1

PARA PARA PARA

Müdür—Değerli öğretmen arkadaşlarım bilindiği üzere okulumuzun ihtiyaçları gittikçe artmakta fakat gelirimiz bunu karşılayamamakta. Dolayısıyla bu ihtiyaçların karşılanması için bize acilen kaynak bulmanız gerekir.

1. Öğretmen, —Müdürüm İMF'den yardım talebinde bulunsak bize yardım etmez mi?
2. Öğretmen —Kesinlikle eder. Hiç şüpheniz olmasın fakat küçük bir sorun olacak. Bir yıl sonra İMF'nin yardım borcunu ödemek için okulu satmamız gerekecek.
Müdür —Arkadaşlar şakanın sırası değil. Lütfen ciddi olalım.
3. Öğretmen —Sayın müdürüm benim güzel bir fikrim var.
2. Öğretmen —Derslerden sonra okulun ihtiyaçları için seyyar satıcılık yapalım dersen hiç konuşma. Ben ev kiram için bu işi yapıyorum.
Müdür —Buyurun Hocam fikrinizi alalım.
3. Öğretmen —Okulumuzun çatı katı şu an boş değil mi?
Müdür —Boooş.
3. Öğretmen —Çatı katına 20 ranza düşmez mi?
Müdür —30 ranza da düşer ama ne yapacaksın ranzayı.
3. Öğretmen —30 ranzayı, üstüne de kaliteli birkaç yatak koyduk mu küçücük bir otelimiz olur. Otel fiyatlarının yarısı kadar bir ücret talep ettik mi gör o zaman para nasıl kazanılıyormuş.
4. Öğretmen —Bence çatı katına da gerek yok otel sadece akşamları kullanıldığına göre bütün sınıfları oda niyetine kullanabiliriz.
3. Öğretmen —Süper bir fikir. O halde 30 değil 300 yataklık bir otelimiz olur.
1. Öğretmen —Müşterilerimizi de sabah erkenden giriş zili çalmadan bir saat önce postalarız.
Müdür —(alay edercesine) Artık Hilton Oteli bile bizimle rekabet edemez.
3. Öğretmen —(Ciddi ciddi) Etmez vallahi.
Müdür —Ya saçmalamayın Allah aşkına. Devletin okulunu ticarethaneye mi dönüştüreceğiz.
3. Öğretmen —Müdürüm ne yapalım öğrencilerden para isteyecek yüzümüz kalmadı. Biz de böyle saçmalıyoruz.
Müdür —Hiç boşuna kendinizi yormayın. Öğrencilerden parayı toplamaktan başka hiçbir çaremiz yok.
2. ÖĞRETMEN —Müdürüm emin misiniz? Şöyle küçücük bir ihtimal bile yok mu?
Müdür —Maalesef yok.
4. Öğretmen —Yani yine öğrencilerden para mı koparacağız.
Müdür —Mecburen.
3. Öğretmen —Açık açık okul için para lazım diyeceğiz.
Müdür—Başka çaremiz yok.
1. Öğretmen —(ellerini havaya kaldırarak) Allah yardımcımız olsun.
Hepsi —Amin 
1. Öğretmen —Allah gazamızı mübarek etsin.
Hepsi —Amin ya rabbim!
Müdür —Arkadaşlar savaşa gitmeyeceksiniz. Altı üstü öğrencilerden 50 milyon para isteyeceksiniz.
Hepsi —Ne…50 milyon mu?
2. Öğretmen —Müdürüm herhalde elli yeni kuruş demek istediniz.
3. Öğretmen —Tabi canım. Elli yeni kuruş demek istedi; ama dili sürçtü.
4. Öğretmen —Evet evet dili sürçtü .(1. öğretmeni dürtükler)
1.Öğretmen—Kesinlikle, tabi tabi, elli yeni kuruş demek istedi.
Müdür —(sinirli) Yeter! Dilim sürçmedi. 50 milyon yani 50 TL toplanacak. 
2. Öğretmen —Ama müdürüm bu kadarı fazla.
3. Öğretmen —Hiç olmazsa 5 taksit imkânı verelim.
Müdür —(alayımsı bir şekilde) İsterseniz Kredi kartına artı üç taksit imkânı da verelim.
4. Öğretmen —Süper olur vallahi.

Müdür —Ya arkadaşlar lütfen ya. Biraz ciddi olalım. Bu para bizim ihtiyacımızı ancak karşılar ama mademki fazla diyorsunuz. O zaman şöyle yapabiliriz. Yarısını bu dönem yarısını da ikinci dönem toplayalım. Söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa toplantımız burada sona ermiştir. Hepinize iyi dersler. (notdelisi.com)

Açıklama: İki veya daha çok kişinin bir konu üzerinde karşılıklı konuşturulmaları söz konusudur. Yukarıdaki metin bir tiyatro parçasından alınmıştır. Metinde dil, daha çok göndergesel işlevde kullanılmıştır. Metinde cümlelerin yalın ve kısa olması, metindeki karşılıklı diyaloglar metnin söyleşmeye bağlı anlatımla oluşturulduğunu göstermektedir.

Örnek 2

SAĞIRIN HASTA ZİYARETİ

İHTİYAR: Ah, ah! Şu sağırlık ne kötü bir şeymiş yahu? Hayat çekilmez bir işkence oluyor insanın kulakları duymayınca. Bu hale de şükür, ya bir de kör olsaydım, felçli olsaydım, ne bileyim, çaresiz bir hastalığa yakalansaydım. Buna da şükür.
KADIN: Efendi, efendi! Yine geldiler her halde… Kendi kendine ne konuşup duruyorsun böyle? Efendi beni duyuyor musun?
İHTİYAR: Nee? Uyuyor muyum? Hayır, hayır uyumuyorum.
KADIN: Allah, Allah, ne olacak bu adamın hali! Hanyayı Konya anlıyor.
İHTİYAR: Ne dedin hanım Havva kolonyayı mı alıyor?
KADIN: Tamam, tamam yok bir şey… Çattık yahu…
İHTİYAR: Nee, çatıda yangın mı çıktı?
KADIN: Neyse boş ver… Duydun mu komşu hastalanmış?
İHTİYAR: Koşu başlamış mı? Ne koşusu bu hanım?
KADIN:  Komşu, komşu… Sabahtan beri yanlış anlıyorsun. Komşu hastalanmış diyorum.
İHTİYAR: Nee?
KADIN: Hastalanmış komşu diyorum
İHTİYAR: Haşlanmış turşu mu yiyorsun? Yahu turşunun haşlanmışı nasıl oluyor ki!
KADIN: İlahi Efendi bir ömürsün. Bari yazarak anlatayım. Bak şimdi şu kağıda yazıyorum.
İHTİYAR: Aşağıda kazı mı yapıyorsun, niye?
KADIN: Bak buraya! Kom-şu has-ta-lan-mış he-men onu zi-ya-ret-et.
İHTİYAR: Haa! Demek komşum hasta ha!.. Vah, vah! Hemen onu ziyaret edeyim. Ama benim kulaklarım iyi duymaz ki. Nasıl anlaşacağız onunla? Ama olsun, o dudaklarını kıpırdatınca ne dediğini tahmin ederim. "Nasılsın komşu?" derim. "Hamd olsun biraz iyiyim." diyecektir. "Şükürler olsun sevindim" derim. Sonra "Ne yiyip ne içiyorsun? derim? O da "şerbet içtim, ya da çorba içtim." der. Ben de "afiyet olsun” derim. Sonra da hangi doktor geliyor? diye sorarım. O da bir doktor ismi söyler elbet. Bunun üzerine ben de "ooo çok iyi, çok iyi" derim. Hanım ben komşuyu ziyarete gidiyorum.
KADIN:  Efendi Allah yardımcısı olsun, selamlarımı da iletiver.
İHTİYAR: Doğru, doğru saçlarımı da düzelteyim. Hadi ben çıktım.
KADIN: Hadi bakalım.
(Yan Komşu da) –
İHTİYAR: Huu komşu… Komşu ben geldim. Nasılsın bakalım?
KOMŞU: Sorma komşu ölüyorum, ölüyorum. Off, off!
İHTİYAR: Oh, oh çok şükür olsun… Çok sevindim
KOMŞU: Demek çok sevindin ha! Seni nankör!
İHTİYAR: Söyle bakalım komşu, ne yiyip ne içiyorsun?
KOMŞU: Zehir zıkkım yeyip içiyorum. Bu hastalık beni bitirdi…
İHTİYAR: Afiyet olsun, afiyet olsun… Peki hangi doktor geliyor tedaviye?
KOMŞU: Ne tedavisi be adam! Ölüyorum ben. Azrail geliyor, Azrail…
İHTİYAR: Çok iyi, çok iyi… O gerçekten iyi bir doktordur. İşini iyi bilir. Bütün acıların son bulacaktır merak etme…
KOMŞU: Bela mısın be adam! Yürü git işine! Hanım, hanııım şu sağırı defet evden!
İHTİYAR: Doğru söyledin komşu. Sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Hadi artık ben gidiyorum. Hasta ziyareti kısa olur. Sağlıcakla kal…

Açıklama: Söyleşmeye bağlı anlatım daha çok diyalog şeklinde başvurulan bir anlatım yöntemidir. Söyleşmeye bağlı anlatımda dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır. Yukarıdaki metnin yalınlığı ve kısa cümlelerden oluşması, ifade tarzının karşılıklı konuşmalara dayanması ve yazının bir tiyatro metninden alınmış olması metnin söyleşmeye bağlı anlatımla oluşturulduğunun kanıtlarıdır.

Örnek 3

Sokrates, ağlayan karısına (dönerek) sorar:

– Niçin ağlıyorsun?
Karısı:
– Bu zalimler seni haksız yere öldürecekler! Sokrates:
– Peki, haklı yere öldürseler daha mı iyi olacaktı!

Açıklama: Daha çok diyalog, monolog, röportajda başvurulan anlatım biçimi olan söyleşmeye bağlı anlatım, herhangi bir konu üzerinde karşılıklı konuşturulmaya dayanır. Metinde dil daha çok göndergesel işlevde kullanılmıştır. Cümlelerin kısa ve net ifadelerden oluşması, karşılıklı konuşmalar vb. nedenler metnin söyleşmeye bağlı anlatımla oluşturulduğunun ipuçlarıdır. 

Örnek 4

BAHAR VE KELEBEKLER
Tekrar sordu:
"Söyle yavrum, o roman ne diyor?"
Genç kız büyük gözlerini kaldırdı. Kitabi dizlerine indirdi. Nazik bir şive ile, "Büyükanneciğim, Fransızca bir roman iste…" dedi. Lakin büyük nine merak ediyordu, mutlaka anlamak istiyordu:
– Adi ne?
– Desenchanté…
– Ne demek?
– Sevinçten, saadetten mahrum kadınlar demek.
– Onlar kimmiş?
– Biz… Türk kadınları…

(Ömer Seyfettin)

Açıklama: Söyleşmeye bağlı anlatım daha çok diyalog, monolog, röportajda başvurulan bir anlatım biçimidir. Yukarıdaki metinde de bir karşılıklı konuşma söz konusudur. Dil, daha çok göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu anlatımda cümlelerin genellikle yalın ve kısa olması, metindeki karşılıklı diyaloglar metnin söyleşmeye bağlı anlatımla oluşturulduğunun kanıtlarıdır.

Örnek 5

ORGANİK


Satıcı 1: Gel, gel. Malın iyisi burada; gel vatandaş hormonlu değil tamamen organik; gel vatandaş. Şifalı bu elmalar gel vatandaş

Satıcı 2: Yerli malı bunlar. Almadan geçme, vitamin yükü kabağa gel dolmasını yap türlüsünü yap gel vatandaş…
Köylü Satıcı: (Hiç bağırmaz. Sadece kasanın önünde oturmaktadır gelene gidene bakar.)
(ilk iki satıcı köylü satıcıyı işaret ederek aralarında konuşur.)
Satıcı 1: Kardeş bu ne ayak tanıyo musun?
Satıcı 2: Bilmem ilk defa gördüm ördeği, iyi valla oturduğu yerden… Ne koymuş sepete görüyor musun?
Satıcı 1: Ne olacak be birader! Bi kasa kurtlu elma
Satıcı 2: (Diğer satıcıya köylüyü işaret ederek) bak şimdi. Hop birader hayırlı işler. Ne satıyosun kardeş; elma mı onlar.
Köylü Satıcı: (Sesin geldiği tarafa bakar; ama cevap vermez…)
Satıcı 1: Sıyırmış lan bu duymadı herhalde..
Satıcı 2: Boş ver işimize bakalım ördekler kaçıyor (aceleyle tekrar bağırmaya başlar) gel vatandaş, gel vatandaş meyvenin kralı burda; genetiği değiştirilmemiş yedi kuşaktan soylu elmalar bunlar.
Satıcı 1: elmaya geeeel. (Bir eliyle sürekli elindeki elmaya tükürüp kazağına silmektedir.) Gel vatandaş hasta oldum diye üzülme; geeel… vitamin dolu bunlar A vitamini, B vitamini C vitamini D vitamini Ü,V,Y,Z vitamini bütün vitaminler bir arada
Satıcı 2: Ooooha be Recep kardeş benim kabaklarda bile o kadar vitamin yok kandırma vatandaşı.
Satıcı 1: Bizde yalan yok hormonsuz bunlar. Elmaya geeel.
Satıcı 2: Boş geçme vatandaş en ucuzu burada. Akşama ne pişireyim derdine son. Al bu kabaktan azın tatlansın. Kabağa gelll.
Köylü Satıcı: (Bu esnada gayet kısık bir sesle) Elma; elma
Satıcılar: (Sesi duyan satıcılar sessizce köylüye bakıp ikisi birden kahkaha atar)
Satıcı 1: Ne? Ne? Elma mı…
Satıcı 2: (Taklit eder) eeelma elmaa almaaa…
Satıcı 1: Birader benden nasihat satamazsın sen onları kalk git köyüne. Meyve dediğin böyle olur pırıl pırıl
Köylü Satıcı: Emme ettin kadiş benim meveler titremiz dalından şimdicek kopadın. Ne bakan sen dışına. Te temiz bunla. Sen kendi işine bakıve nidecen benim mallarıı… (suratını çevirir önüne bakar)
Satıcı 1: Emme ettin kaaaadiş (gülüşürler)
(Uzaktan bir alıcı yaklaşır. Satıcılar daha gür ve yüksek sesle bağırmaya başlar. Alıcı kasalara göz gezdirdikten sonra köylü satıcıya hitap eder)
Havalı Kadın: Ay bunlar ne biçimsiz şeyler öyle (kasadan bir elma alır ve parmaklarının ucunda çevirerek inceler.) ay kurtlu bunlar her yerinden kurt girmiş. İğğğğğğrenç!!! (sinirli bir şekilde köylü satıcıya dönerek) Utanmıyor musun be kardeşim bunları satmaya? Milletin sağlığıyla oynuyorsunuz. Bu pazarın zabıtası yok mu? (Yüksek sesle) zabıtaaa zabıta…
Köylü Satıcı: Homonsuz bunlar abacım hooomonsuz kendi baçemizden kupavedim homonsuz homonsuz gelive gelive
Havalı Kadın: Hadi git işine deli midir nedir?
Havalı Kadın: (Satıcı birin yanına yaklaşır. Onun elmalara tükürüp kazağına sildiğini görür midesi kalkmış gibi yapar) Ayy! Mikrop ne yapıyorsun sen; alır mıyım şimdi ben o elmayı milletin sağlığıyla oynuyorsunuz be. Allah’ım bu ne biçim Pazar. Adama bak meyveye tükürüyor.
Satıcı 1: (Kısa bi duraksama olur) Korkma abla bunun vitamini burada. İki göbekten dedem hoca, üfürüğüm deva tükürüğüm şifadır benim. Hormonsuz bunlar gel vatandaş elmaya gel. Abla bizde hile olmaz. Hormonsuz bunlar. Organik doğal. Bak şu mallara pırıl pırıl. Allah seni inandırsın Adem aleyhiselamın Havva anamıza yedirdiği elmalar işte bu elmalar. Al sen de kocanı kandır.
Havalı Kadın: Mikrop yuvası pırıl pırılmış. Sanki biz görmüyoruz. Amaaaan Ne kadar bunlar.
Satıcı 1: Bir lira be abla; en ucuzu burada. Bizde hile olmaz, organik bunlar. (Aynı anda bağırmaya devam eder): domates, patates, biber, domate…
Havalı Kadın: Heyy! evlat bak buraya. Ver bi kilo bakim şurdan.
(Hızlıca doldurup tartar ve sallayarak teyzeye elmaları uzatır. Parayı alır.) Hooop bereket versin yola devam. Gelll vatandaş
Satıcı 2: (Arkadaşına seslenir.) ulan en ucuzu bizde be daha bir de temizliğine bakıyor yürrrü be teyze havanı yesinler senin. Gel… vatandaş
Çiçekçi:(Sallana sallana tezgâhların önünden geçer.) çiçeklerim varrr. Çiçekçi. Demet demet çiçeklerim var.
Satıcı 2: (Çiçekçiye seslenir) Hooop çekil tezgâhın önünden be kadın müşterileri kaçırıyorsun. Kabağa gel vatandaş
Çiçekçi: Oşt küpek ases sencağız benim müşterileri kaçırırsın. Keçi suratlı hödük. Kabak satıyor şuna da bak. Heeeeç rumantik değil
Satıcı 2: Hay allahım çattık ha… Ashabım bozuluyor.
Çiçekçi: Çiçeklerim var.
Genç Âşık: (Sağa sola bakınarak tedirgin salak bir vaziyette sahneye girer.)
Çiçekçi: (Genci görünce hemen koluna girer) yakışıklı abem sevgilin vadır. Ona çiçek alasın.
Genç Âşık: Ama şey şey! ama ben kabak alacaktım.
Çiçekçi: Abe yuhh sen sevgiline kabak alacaksın
Genç Âşık: Eveett (kısa bir duraksar) yok yok yemek için evden istediler kabak alacaktım.
Çiçekçi: İşte tamam ağabeyciğim be! Ben sana ne derim. Tabi patates alacaksın. Ben de saten patates satarım. Sen beni yanlış anlamışsın. (Elindeki çiçekleri göstererek) bak nah da bunlar patatistir. Kaç kilocuk verem sana
Genç Âşık: Aaaa bunlar patates mi daha önce aldığım patatesler bunlara hiç benzemiyordu.
Çiçekçi: Aman be benzemez tabi abeciğim bunlar Avrupa patatesidir. Kaç kilo istersin
Genç Âşık: Eee tamam o zaman bir kilo alayım.

Açıklama: Söyleşmeye bağlı anlatım daha çok görme ve işitmeye bağlı bir anlatımdır. Yukarıdaki parça bir tiyatro metninden alınmıştır. Tiyatro metinleri görsellikle ve işitmeyle ilgili metinlerdir. Metinde dilin göndergesel işlevde kullanılması, metindeki karşılıklı konuşmalar, cümlelerin kısa ve net ifadeler içermesi metnin söyleşmeye bağlı anlatımla oluşturulduğunun işaretleridir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder