Açıklayıcı Anlatım

AÇIKLAYICI ANLATIM

Herhangi bir konuda, okuyucuyu bilgilendirmek, okuyucuya bir şey öğretmek amacıyla başvurulan anlatım tekniğine açıklayıcı anlatım denir. 

Açıklayıcı anlatımın başlıca özellikleri şunlardır:
  • Açıklayıcı anlatımda bilgi vermek amaçlandığından duygulara ve yoruma yer verilmez.
  • Dil, göndergesel işlevde kullanılır.
  • Açıklayıcı anlatımın hakim olduğu yazılarda bilgilendirme esas olduğundan açık ve sade bir dil tercih edilir.
  • Sözcükler yan ve mecaz anlamlarıyla değil daha çok gerçek ve ilk anlamıyla kullanılır.
  • Açıklayıcı anlatımda öznel cümleler değil nesnel cümleler ağırlıktadır.
  • Açıklayıcı anlatımda varlıkların genel durumu anlatılır.
  • Açıklayıcı anlatımda anlatımın yanında ifadelerin de açık olması gerekir. Bu anlatımda muğlak ifadelerden kaçınılır.
  • İmalı sözler, soyut kavramlar, kişisellik açıklayıcı anlatımı bozar.
  • Açıklayıcı anlatımda sürekli bir somutlama söz konusudur.
  • Tanım, örnek ve karşılaştırmalarla konunun detaylı açıklamaları desteklenir.
  • Açıklayıcı anlatımda "detay", "ayrıntı" önemli unsurlar olarak ön plana çıkar.
  • Açıklayıcı anlatıma daha çok deneme, makale, fıkra ve eleştiri türünde başvurulur.
  • Ders kitapları, ansiklopediler, ilaç reçeteleri, düşünce yazıları, bilimsel eserler vb. yerlerde de bu anlatım tekniği kullanılır.

Açıklayıcı Anlatım Türüne Örnekler


Örnek 1

NABİ (1642-1712)

17. yüzyılda yaşamış önemli bir Divan şairidir. Urfa'da dünyaya gelmiş sonrasında İstanbul'a gelmiştir. "Şeyhü'ş Şuara" olarak bilinir. Yani şairlerin şeyhi olarak anılır. Divan şiirinin en toplumcu şairi sayılır. Dindar, olgun, temiz fıtratlı, naif ve bilgin bir insandır. Nabi ekolü olarak da adlandırılan "Hikemi şiir" akımının kurucusu sayılır. Açık, etkileyici, akıcı ve pürüzsüz bir söyleyişe sahiptir. Didaktik şiir yazmayı amaçladığından yani toplumcu fikirlerle hareket ettiğinden anlaşılması güç sözleri tercih etmez. Edebi sanatlar, mazmunlar ve cinasa özellikle başvurur. Aşırıya kaçmaz. Şiirlerinde atasözleri ve deyimlerden faydalanır.

Eserleri: Divan, Hayriye, Hayrabat, Surname, Tuhfetü'l Harameyn, Münşeat, Hadis-i Erbain Tercümesi

Açıklama: Açıklayıcı anlatım; herhangi bir konuda, okuyucuyu bilgilendirmek, okuyucuya bir şey öğretmek amacıyla başvurulan anlatım tekniğidir. Bu metinde de bilgi vermek amaçlandığından duygu ve yoruma yer verilmemiştir. Yine dil, göndergesel işlevde kullanılmıştır. Yani Nabi hakkında sadece bilgi verilmiştir. Sade bir dilin tercih edilmesi, sözcüklerin ilk anlamlarıyla kullanılması, nesnel cümlelerin metinde yer alması metinde açıklayıcı anlatım tekniğinin kullanıldığının göstergeleridir.

Örnek 2

YAZI DİLİ VE KONUŞMA DİLİ

Yazıda kullanılan ortak dile yazı dili denir. Edebiyat, kültür, kitap dilidir aynı zamanda yazı dili. Bir uygarlık dili olduğundan ulus bilincine ulaşmamış topluluklarda yazı dili bulunmaz. Devletlerin yazışma dili olan yazı dili yapma bir özelliğe sahiptir. Yazı dilinde bütün coğrafya için geçerli olan kurallar vardır. Bir ülkede özlenen bütün bir coğrafyada yazı dilinin esas alınmasıdır. Dil bilgisi kuralları ve noktalama işaretleri yazı dilinde önemli özellikler olarak dikkat çeker. Bizim yazı dilimiz Milli Edebiyat Döneminde benimsenen İstanbul Türkçesidir. 

Konuşma dili, günlük dil olarak da adlandırılır. Yöreden yöreye değişen ortak kullanımı olmayan dildir. Denetleme aracı olmayan konuşma dili doğal bir özellik taşır. Konuşma dilinin her zaman yazı diline yakın olması tercih edilir. Konuşma dilinde sözcüklerin orijinal olma özelliği kaybolmuştur. Bir ülke sınırları içerisinde tek yazı dili olmasına karşın birden fazla konuşma dili olabilir.

Açıklama: Yukarıdaki metinde "yazı dili ve konuşma dili" hakkında doğrudan bilgi verilmiştir. Metinde sözcükler gerçek anlamında kullanılmış olup anlatımda sade bir dil tercih edilmiştir. Ayrıca sanatlı, dolambaçlı yollara başvurulmadan dil, "göndergesel işlevde" kullanılmıştır. Yine açıklayıcı anlatımın bir özelliği olan "detaylandırma" da metinde söz konusudur.

Örnek 3

FİİLİMSİLER

Fiil kök ve gövdelerinden türeyen, cümlede isim, sıfat, zarf görevi üstlenen, özne, nesne, tümleç alarak yan cümlecik kuran eylem anlamlı sözcüklere fiilimsi denir. Fiilimsiler, eylem anlamlı olmakla birlikte fiil sayılmazlar. Ek almadan yüklem olamazlar. Cümledeki görevleri ad, sıfat veya zarftır.  Fiillerden ayrı olmakla birlikte fiillerde olduğu gibi olumsuzluk ve çatı ekleri alabilirler. Fiilimsiler, fiilden isim yapım eklerini aldıkları için türemiş sözcük sayılır. Bir sözcüğün fiilimsi (eylemsi) olabilmesi için; kelimenin kökeninin fiil olması, ancak sınırlı sayıda ekleri alabilmesi ve bir nesne veya varlığa ad olmaması gerekir.

Açıklama: Metinde dil, göndergesel işlevde kullanılmıştır. Yani dilin bilgi verme işlevi tercih edilmiştir. Sözcükler, yan ve mecaz anlamda değil de ilk anlamıyla kullanılmışlardır. Cümlelerin nesnel cümleler olması, konunun ders kitaplarından seçilmiş olması anlatımın açıklayıcı anlatımla oluştuğunun göstergeleridir. Metinde muğlâk değil de açık bir anlatım tercih edilmiştir.

Örnek 4

MADDE VE ÖZELLİKLERİ

Kütlesi, hacmi ve eylemsizliği olan her şey madde olarak tanımlanır. Buna göre kütle ve hacim maddenin ortak özelliklerindendir. Çevremizde görülen hava, su, toprak vs. her şey maddedir. Maddeler tabiatta katı, sıvı, gaz şeklinde yer alır. Katı halde, atomlar ya da moleküller arasında çekim kuvveti bir hayli fazladır ve her maddenin bir şekli vardır. Maddenin en kararlı hali hiç kuşkusuz katı halidir.  Sıvı halde, moleküller katıya göre daha kararsızdırlar ve madde akışkan özellik kazanmıştır. Gaz halinde ise, moleküller arasında çekim kuvveti çok azdır. Gaz hali ise maddenin en kararsız halidir.

Açıklama: Fen ve teknoloji dersiyle ilgili bir konu işlenmiştir. Metinde açıklayıcı anlatımın olduğunu gösteren birden fazla ölçüt vardır. Anlatımın dolambaçlı yollara sapmadan, pürüzsüz, açık ve anlaşılır bir şekilde olması yani dilin göndergesel işlevde kullanılması, cümlelerin nesnel cümleler olması, sözcüklerin ilk ve gerçek anlamıyla kullanılması dolayısıyla mecazlı ifadelerden uzak olması bu ölçütler arasında sayılabilir.

Örnek 5

BEŞ HECECİLER

Şiirlerinde Anadolu ve Anadolu insanını işlerler. Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, yiğitlik ve kahramanlık işledikleri başlıca konuları oluşturur. Önceleri aruzla şiir yazarlar, sonra aruzu bırakıp Ziya Gökalp'ın etkisiyle hece ölçüsüne yönelirler. Hece ölçüsü ile serbest müstezat yazmaya girişirler. Sadeliği, milliliği ve gösterişten uzak kalmayı tercih ederler. Başlıca temsilcileri: Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon'dur.

Açıklama: Herhangi bir konuda, okuyucuyu bilgilendirmek, okuyucuya bir şey öğretmek amacıyla başvurulan anlatım tekniğine açıklayıcı anlatım denir, demiştik. Metinde Beş Hececiler, temsilcileri ve savundukları fikirler hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır. Dilin göndergesel işlevde kullanılması, metinde sade, açık ve anlaşılır bir dilin olması, cümlelerin nesnel cümlelerin özelliğini yansıtması gibi özellikler metnin açıklayıcı anlatımla oluşturulduğunun göstergeleridir. 

Örnek 6

MASAL

Sözlü edebiyat devri ürünlerindendir. Masallarda olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen olaylar anlatılır. Masallarda yer ve zaman belirsizdir. Kahramanlar, insanlar ile birlikte devler, cinler, şeytanlar, cadılar ve olağanüstü yaratıklardır. Masallarda eğiticilik esas olup masalın sonunda iyiler ödüllendirilir; kötüler ise cezalandırılır. Evrensel konuların işlendiği masallarda yer ve zaman belirsizdir. Yer, bazen "Kaf Dağı"dır. Zaman, "evvel zaman" olarak geçer ve zamanın tarifi yoktur. Masallar, Hindistan'da doğmuş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Anlatım, genellikle ''-miş"li geçmiş zamanlı anlatımdır. Masal derlemeleri ile en tanınmış kişi Danimarkalı Andersen'dir. Türk masallarını derleme çalışmaları, Ziya Gökalp ile başlamış, Eflatun Cem Güney, Pertev Naili Boratav ile devam ettirilmiştir. Dünya edebiyatında: Binbir Gece Masalları (Hint edebiyatı), Andersen Masalları (Danimarka edebiyatı), Grimm Kardeşler (Alman edebiyatı) en çok bilinen masallardır.

Açıklama: Ders kitaplarından alınan yukarıdaki metinde masal ile ilgili okuyucuyu aydınlatmak amacıyla bilgi verilmektedir. Cümleler süssüz, dolambaçsız ve net ifadeler içermektedir. Sözcükler, mecaz, yan anlamlarıyla değil gerçek anlamlarıyla kullanmıştır. Yazar metne kendi görüş ve yorumunu katmamıştır. Yani cümleler nesnel cümle şeklindedir. İmalı sözler, soyut ve kişisellikten uzak olan metin açıklayıcı anlatım tekniğinin bütün özelliklerini yansıtmaktadır.

Uyarı: Açıklayıcı anlatım ile öğretici anlatım bazen birbiriyle karıştırılır. Öğretici anlatımda amaç, konuyu karşıdakine öğretmek; açıklayıcı anlatımda ise bilginin karşıdaki kişide somut hale getirilerek anlaşılması amaçlanır.

Not: Aşağıda yer alan metinler de açıklayıcı anlatım tekniğine birer örnektirler.

Örnek 1

CENGİZ AYTMATOV (1928-2008)

Günümüz Kırgız Türk edebiyatının dünyaca tanınan yazarıdır. Eserlerinde yurt, doğa sevgisi, aşk temalarını işler. Anlatımlarında Kırgız destanlarından ve efsanelerinden kesitler bulunur. 1963'te "Lenin Ödülü"nü alır. Dünyada en çok okunan romancılar arasındadır. Eserleri dünyanın birçok diline çevrilmiştir. Beyaz Gemi, Gün Olur Asra Bedel, Toprak Ana, Dişi Kurdun Rüyaları, Dağlar Devrildiğinde, Elveda Gülsarı, Cemile, Selvi Boylum Al Yazmalım Deniz Han'a Küsen Bulut başlıca eserleridir.

Örnek 2

ANI (HATIRA)

Kişilerin yaşadıkları, tanık oldukları olayları anlattıkları yazı türüdür.  Anılarda  yaşanmış olanlar anlatılır. Yani anılar, geçmişin tanıklığını yapar. Anı yazarı, gerçeğe bağlı kalmak, inandırıcılığını arttırmak amacıyla mektuplardan, belgelerden, günlüklerden yararlanır. Anılarla birlikte dönemin anlayışı, siyasal durumu, tarihsel gerçeklikleri de anlatılır. Anı türündeki yazılarda, olayları yaşayan kişi bunları kaleme almak zorunda değildir.  Ünlü birinin anılarını başka bir kişi kaleme alabilir. Anı ile günlük birbiri ile karıştırılmamalıdır. Günlük, adından da anlaşılacağı üzere günü gününe yazılır. Anılar ise aradan uzun yıllar geçtikten sonra kaleme alınır. Dünya edebiyatında ilk anı örneği Eski Yunan edebiyatında Ksenhop'un "Anabasis" eseri; Türk edebiyatında ise ilk anı örneği Babür Şah'ın "Babürname" eseridir.

Örnek 3

MUŞ OVASI

Türkiye'nin en büyük ve en verimli ovalarından biridir. Alanı yaklaşık 1650 km2'dır. Muş Ovası, basamaklı bir yapı gösterir. Genişliği ve uzunluğu birbirine denk gibidir. Ovanın güneyini Haçreş Dağları çevirir. Kuzeyde ise Şerafettin Dağları ve bu sıranın uzantıları vardır. Muş Ovası'nın doğu ucunda Bitlis iline bağlı Nemrut Dağı yer alır. Batı ucunda ise dağlık alanlar vardır. Muş Ovası üçüncü Jeolojik zamanda yer kabuğu hareketleri sonucunda bir çöküntü alan şekline dönüşmüştür. Muş Ovası, sonraki jeolojik dönemlerde de yeni alüvyonlarla da örtülerek verimli bir alan haline gelmiştir. Muş Ovası, yazın lalelerle süslenir.

Ayrıca bakınız

Açıklayıcı Anlatım

Ayrıca bakınız


pdf mükemmel e-kitaplar için bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder