Öğretici Anlatım

ÖĞRETİCİ ANLATIM

Bir konuda okuyucuyu bilgilendirmek, ikna etmek, düşündürmek, yönlendirmek ve ikna etmek amaçlandığında başvurulan anlatım tekniğine öğretici anlatım denir. Öğretici anlatımın başlıca özellikleri şunlardır:

  • Öğretici anlatım; açıklama, aydınlatma ve bilgi verme amacıyla başvurulan bir anlatım tekniğidir.
  • Bu metinlerde kelime oyunlarına yer verilmez.
  • Öğretici anlatımda sade, açık, pürüzsüz ve anlaşılır bir dil kullanılır.
  • Dil, daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
  • Öğretici anlatımda söz sanatlarına, kelimelerin yan ve mecaz anlamlarına yer verilmez.
  • Öğretici anlatımın hâkim olduğu metinlerde cümleler genellikle nesnel cümlelerdir.
  • Gereksiz söz tekrarları, telaffuzu güç sözcükler öğretici anlatımda yer almaz.
  • Öğretici anlatımda duygu ve düşünceler kesin, kısa ve net bir şekilde ifade edilir.
  • Öğretici anlatımda dil dışı öğelere başvurulur. Grafik, tablo, plan gibi öğeler bu anlatımda önemlidir.
  • Genellikle geniş zaman kipi kullanılır.
  • Öğretici anlatımda anlatıcı, hedef kitlede bir beklenti içindedir. Bu yönüyle de açıklayıcı anlatımdan ayrılır.
  • Öğretici anlatımla oluşturulan metinler somut ve anlaşılır metinlerdir.
  • Öğretici metinler bazı durumlarda konuyla ilgili terimler içerebilir.
  • Öğretici metinlerde metnin anlaşılması ve yorumlanması açısından okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması şarttır.
  • Ders kitapları, ansiklopediler, bazı akademik metinlerle mesleki yayınlarda başvurulan bir anlatım tekniğidir.

Öğretici Anlatımla İlgili Örnekler

Örnek 1

DİL BİRLİĞİNİN ÖNEMİ

Millet; aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insanlar topluluğu şeklinde tarif edilir. Bir toplumun millet olarak adlandırılabilmesi için; o toplumda, ortak bir dilin konuşulması, tarihi bir geçmişe sahip olmaları, gelecekte birlikte yaşama arzusu taşımaları ve ortak duyguları paylaşmaları şarttır. Millet olmanın ve birlikte yaşamanın temelini dil, kültür ve geçmişin birikimi oluşturur.
Fertleri birbirine bağlayan, milletin oluşmasını sağlayan kültürdür. Kültürün de en önemli parçası dildir. Eğer dil olmazsa, "harcına çimento katılmadan örülmüş tuğlaların dağıldığı gibi milletler de dağılır." Nasıl yiyecekleri tuz korursa; dil dini, din milleti korur. Diline sahip çıkmayan milletler, kendi değerlerinden koparak, egemen milletlerin sömürgesi haline gelir. Dil, bir milletin hem kalbi ve hem de zihnidir. Unutulmamalıdır ki, kalbi duran ölür, zihnini yitiren delirir. (H. Kara)
Bu nedenle dil, insanları bir arada tutan ve aralarındaki iletişimi sağlayan tek vasıtadır. Dil, ayrıca milletin birlik ve bütünlüğünü sağlayan en güçlü bağdır. Dil; geçmişi bugüne, bugünü ise yarınlara bağlar. Bir milletin dili, onun tarihi ve kültürü ile iç içedir. Bu nedenle millet için gerekli olan her şey dilde saklıdır. Dilsiz bir millet, tarihin hiçbir döneminde varlığını sürdürememiştir.
Milli hafızayı, milli hatırayı ve milli tecrübeyi nesilden nesile aktararak, ulaştıran dil olduğu gibi; milli kültürü, milli kimliği ve milli vicdanı yaratarak, yaşatan da dildir.  Milletlerin elinden toprağı ve bayrağı alınsa bile, milletler konuştukları dille sonsuza kadar yaşarlar. Ancak, dillerini kaybederlerse asla bir daha millet olamazlar. Dolayısıyla da bağımsız yaşayamazlar. Tarihte bunun pek çok örneği vardır.
Milletin varlığını sürdürebilmesi için dil birliği olmazsa olmazdır. Bu hususta birçok düşünür, bilim adamı, siyasetçi tarihe geçecek önemli sözler söylemişlerdir. Bu sözlerin bazıları şöyledir;
Mehmet Akif Ersoy’un millet tanımı; "Dili dilime, dini dinime uygun insanların meydana getirdiği topluluktur." şeklindedir. Ziya Gökalp ise; "Aynı harsta müşterek olan fertlerin toplamıdır." diye tarif eder milleti. Hars veya kültür denildiğinde milletimizin dili, dini, tarih şuuru, gelenekleri,  görenekleri ve güzel sanatları akla gelir. Ünlü edebiyatçı Balzac da, "Millet, edebiyatı olan bir topluluktur." demiştir. Bu çok doğru bir sözdür çünkü edebiyatın temel malzemesi dildir.
Ülkemizin yaşayan en büyük dil bilimcisi Yavuz Bülent Bakiler bu hususta, "Şimdi bana sorsalar; deseler ki: Türkiye iki tercihle karşı karşıya bulunuyor: Ya bağımsızlığını kaybederek bir başka devletin hükümranlığı altına girecektir, ya da Türkiye Anadolu toprakları üzerinde dilini kaybederek yaşayacaktır. Ben hiç tereddüt etmeden başka devletin boyunduruğu altına girmeyi tercih ederim. Çünkü tarihte dilini kaybetmiş bir milletin, tarih sahnesine tekrar çıktığı görülmemiştir. Ancak bağımsızlığını kaybedip, dilini koruyan pek çok millet tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur. Tıpkı, İsrail örneğinde olduğu gibi … Ayrıca, dilini kaybeden milletlerin dinlerini, tarih şuurlarını ve kültürlerini de kaybettikleri gibi tarih sahnesinden silinip yok oldukları onlarca örnekle doludur." der.
Namık Kemal ise, "Milletlerin gelişmesi, dil ve edebiyatlarına bağlıdır. Osmanlıdaki çöküşün sebebi, dildeki kusurdur, geriliktir. Osmanlı alimleri yalnızca Arapça ve Farsça'ya önem verdiler. Türkçe bir gramer dahi hazırlamadılar. Maarifi (eğitimi) geniş bir alana yayamadılar. Böylece milleti harap ettiler. Rumeli'de alimlerimiz dil ilmini Arapça tahsil ederlerdi. Halka ise Rumca anlatırlardı. Hülasa lisansızlık başarısızlığı, başarısızlık ise kuvvetsizliği doğurdu. Bu nedenle de Osmanlı'nın sonu geldi. Yine Namık Kemal, "Bir insanın zekası, bildiği kelime sayısı ile orantılıdır." demiştir. Bu çok ilmi bir tespittir. Gerçekten de her insan kelimelerle düşünür ve kelimelerle konuşur.
Mustafa Kemal Atatürk, "Türk demek, dil demektir. Ulusun çok açık niteliklerinden birisi de dildir. Her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşulmalıdır." "Bir millet ancak, lisan da yaşayabilir. Müşterek lisanı olmayanlar millet olamazlar. Başı boş sürülere benzerler."
Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsel, "Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkişafında başlıca müesirdir." İsmail Gaspıralı, "Dilde, fikirde, işte birlik" diyerek, dilin önemini ifade etmiştir. Kaşgarlı Mahmut, "Türklüğe saygının temeli Türkçeyi öğrenmek, Türkçe konuşmaktır. Türklüğün destanlarını dinleyin, öğrenin, övünün." Karamanoğlu Mehmet Bey, "bundan böyle artık her yerde Türkçe konuşulacak. Çarşıda, pazarda, hayatın her alanında artık Türkçeden başka hiçbir dil konuşulmayacak." Nihat Sami Banarlı, "Türk dilini seviniz. Çünkü Türklerin en az geçmişleri kadar büyük geleceği olacaktır. Ve bu gelecek o geçmişe dayanacaktır."
Asla ve asla unutulmamalıdır ki, Türkçe, Türk Milleti'nin şah damarı, canevi ve varlığının zırhıdır. Dil bükülürse, Türk Milleti kaybeder. Dilden başlayacak çözülme ve ayrışma, bölünme felaketini kaçınılmaz kılacaktır. Bu durum milletimizin felaketi olacak ve yok olmaya götürecektir. Kaldı ki, Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve öğrenmesi en kolay dillerin başında gelir. Bu nedenle her Türk dilini sevmeli, onu yüceltmek için çalışmalıdır. Türk dili, Türk Milleti için kutsal bir hazinedir. Türkçemiz Ses Bayrağımız'dır..! (Kaynak: Fahrettin YOKUŞ, kamudanhaber.com)
Açıklama: Yukarıdaki parça bir konuda okuyucuyu bilgilendirmek, düşündürmek, yönlendirmek amacıyla yazılmıştır. Metinde kelime oyunlarına başvurulmamış sade, açık bir dil tercih edilmiştir. Genellikle geniş zaman kipinin kullanılması ve metnin akademik bir özellik taşıması anlatımın öğretici anlatım tekniğiyle yazıldığını ortaya koymaktadır.

Örnek 2

İLİM KENDİN BİLMEKTİR

İlim ilim bilmektir 
İlim kendin bilmektir 
Sen kendini bilmezsin 
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne 
Kişi Hak'kı bilmektir 
Çün okudun bilmezsin 
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme 
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen 
Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin 
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece 
Okursun uçtan uca 
Sen elif dersin hoca 
Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca 
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir

(Yunus EMRE)


Açıklama: Yukarıdaki şiirde okuyucuyu ikna etmek, düşündürmek, yönlendirmek ve okuyucuya nasihat vermek amaçlanmıştır. Şiirde yazıldığı döneme göre sade, açık, pürüzsüz ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Yine şiirin dizelerinde yer alan geniş zaman kipi de şiirin öğretici anlatım tekniğinden faydalanarak yazıldığını göstermektedir.

Örnek 3

Kitap en iyi arkadaş
Bana neyi sorsam söyler.
Ne anlatsa en sonunda
Çalış, iyi, doğru ol der.

(Fazıl Hüsnü Dağlarca)


Açıklama: Yukarıdaki dörtlükte bilgi vermek, yönlendirmek amaçlanmıştır. Şiir; sanatsız, süssüz, açık ve anlaşılır bir dille yazılmıştır. Kelimeler yan ve mecaz anlamda değil gerçek, temel anlamda kullanılmıştır. Şiirin hedef kitlede bir beklenti oluşturmayı amaçlaması, çekimli fiillerin geniş zamanı içermesi şiirin öğretici anlatımla oluşturulduğunun önemli ölçütleridir.


Öğretici Anlatımla Açıklayıcı Anlatım Arasındaki Fark

Öğretici metinlerde bütün amaç okuyucunun bir şeyler öğrenmesiyken; açıklayıcı metinlerde okuyucunun bir şeyleri bilmesi amaçlanır. Yani öğretici anlatımda kalıcılık amaçlanır. Açıklayıcı anlatımda dilin bilgi verme işlevi esas alınır. Öğretici anlatımda okuyucunun bilgileri kolay ve somut bir şekilde öğrenmesi amaçlandığından bu anlatımda yalın, açık bir dil kullanmak bir zorunluluktur. Kısacası her iki anlatım birbirine çok benzese de öğretici anlatımda anlatıcının okuyucuda bir beklentiye sahip olması en önemli farktır. Şöyle ki öğretici anlatımda "somut bir fayda" gözetilir.

Ayrıca bakınız

Öğretici Anlatım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder