Kinaye

KİNAYE

Sözlük anlamı; "bir fikri kapalı, dolaylı ve üstü örtülü anlatan söz"dür. Bir sözü benzetme amacı gütmeden hem gerçek hem mecaz anlamı kastederek anlatma sanatına kinaye denir. Kinayede asıl anlatılmak istenen mecaz anlamdır. Gerçek anlamı düşünmek de mümkündür. Türkçede deyimler genellikle kinayeli bir anlatıma sahiptir. Kinaye sanatında kırmadan hafif bir alay ve eleştiri de sezdirilir. 

Kinaye sanatı; öğe, mana ve kasd yönüyle olmak üzere üç kategoride değerlendirilir.

a. Kinayenin Öğeleri

1. Meknibih: Kinayenin lafzı 
2. Meknianh: Kinayenin delâlet ettiği mana

b. Mana Yönüyle Kinayeler

1. Övücü kinayeler
2. Ayıplayıcı kinayeler
3. Çirkini güzel veya hafif gösteren kinayeler
4. Az vasıtalı kinayeler
5. Çok vasıtalı kinayeler
6. Gizlilik ve vasıtası az olan kinayeler

c. Kasd Yönüyle Kinayeler

1. Gizli kinaye: Söylenilmek istenilenin anlaşılmasının çok güç olduğu kinayelerdir. 
2. Açık kinaye: Söylenilmek istenilenin kolay anlaşıldığı kinayelerdir.
3. Müfred kinaye: Sadece bir mananın kastedildiği kinayelerdir.
4. Mürekkeb kinaye: Birden fazla mananın kastedildiği kinayelerdir.
5. Nisbet kastedilerek yapılan kinaye: Kastedilende bir nisbetin bulunduğu kinayelerdir.

Örnek 1

Mustafa'nın 
kapısı herkese açıktır.

Yukarıdaki cümlede geçen "kapısı herkese açık olmak" deyimiyle kinaye sanatı yapılmıştır. Gerçekte de insanın kapısı herkese açık olabilir. Asıl anlatılmak istenen mecaz anlamdır. Kapısı herkese açık olmak; misafirperver, cömert olmak anlamındadır. Kinayeyi daha iyi anlamak için "gözüne girmek" deyimine bakalım. Mecaz anlamda "beğenisini kazanmak" anlamındayken gerçek anlamı düşünülemez. Bir insanın gözüne şeklen girebilmek mümkün değildir.

Örnek 2

Ben toprak oldum yoluna
Sen aşırı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın?

"Taş bağırlı", "acımasız olma" anlamına gelmektedir. Gerçek anlamda düşünüldüğünde dağların bağrında gerçekten de taş vardır. Mecazen ise "acımasızlığı" dile getirmektedir. Söylenilmek istenen de mecaz anlamdır. Dolayısıyla burada kinaye sanatı vardır.

Örnek 3

Ey benim sarı tanburam,
Sen ne için inilersin,
İçim 
oyuk derdim büyük,
Ben onun'çün inilerim.

Yukarıdaki dörtlükte "oyuk" sözcüğüyle kinaye sanatı yapılmıştır. Tambur, sapı uzun olan bir çalgı çeşididir. Ceviz, kelebek, pelesenk gibi ağaçlardan oyularak yapılır. Şekil olarak da tamburun içi oyuktur. Asıl söylenilmek istenen de kişinin mutsuzluğudur.

Örnek 4

Hamama giren terler.

Yukarıdaki cümleden çıkan iki anlam da mantıklıdır. Yani cümlede kinaye sanatı vardır. Gerçek anlamda hamama giren birisi terler. Yapacağımız herhangi bir iş, masrafı, fedakârlığı ve sıkıntıya katlanmayı gerektiriyorsa, işimizi sonuçlandırmak için gereken şartlara uymak gerekir. Bu da mecaz anlamıdır. Asıl söylenilmek istenen de bu anlamdır. Cümle kinaye sanatına güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Örnek 5

Bir koyundan iki post çıkmaz.

Atasözünde iki anlam da mantıklı olduğu için cümle, kinaye sanatına güzel bir örnek oluşturmuştur. Birincisi, gerçekten her koyunun bir postu vardır, bir koyundan iki post çıkmaz; ikincisi ise bir kimseden, verebileceğinden daha çoğunu almak mümkün değildir, anlamıdır. Bu mecaz anlamıdır ve asıl söylenilmek istenendir.

Örnek 6

Hiç kimse ayağımı kaydıramaz, diye bas bas bağırıyordu.

Yukarıdaki cümlede geçen "ayağını kaydırmak" deyimi iki anlamda da düşünülebilir. Gerçek anlamı birinin ayağını kaydırıp yere düşmesini sağlamaktır. Mecaz anlamı ise birini zor duruma düşürmeye çalışmaktır. Asıl söylenilmek istenen de budur.

Örnek 7

İçeri girdiğinde yüzünün kızardığını fark ettim.

Gerçek anlamda bir insanın yüzü kızarmış olabilir. Yani havanın etkisiyle oluşan fiziksel değişiklik. Mecaz anlamı ise "utanmak, mahçup olmak"tır. Asıl anlatılmak istenen de bu anlamdır. Bu da kinaye sanatını oluşturmuştur.

Örnek 8

Bildiğim kadarıyla eli uzun biridir.

Yukarıdaki cümlede hem gerçek hem de mecaz anlamıyla düşünülebilecek bir deyim vardır. "Eli uzun" mecaz anlamda "hırsız" için kullanılan bir tabirdir. Gerçek anlamda ise bir insanın gerçekten eli uzun olabilir. Kastedilmek istenen de mecaz anlamıdır. 

Örnek 9

Son zamanlarda evimizde nedense herkesin yüzü gülüyor.

Gerçek anlamda vücuttaki fiziksel değişimdir. "Sevinmek", "mutlu olmak" da mecaz ve asıl kastedilen anlamdır. 

Örnek 10

Annesi onun hiçbir zaman elinden tutmadı.

Gerçek anlamı, "elini kavuşturmak" iken mecaz anlamı "yardım etmek"tir. Asıl söylenilmek istenen de mecaz anlamdır. Kinaye olan da budur.

Örnek 11

Altın pas tutmaz.

Geçekten altın madde olarak pas tutmayan bir özelliğe sahiptir. Mecazen ve asıl söylenilmek istenen de şerefli, temiz insana, hiç kimse leke süremez, anlamıdır. 

Örnek 12

Balık baştan kokar.

Balık kokmaya başladığı zaman önce balığın baş tarafı kokar. Bu gerçek anlamdır. Yönetici durumunda olanlar görevlerini yapmazsa veya görevlerini kötüye kullanırlarsa toplum düzeni bozulur ve kokuşma başlar sözü de 
asıl dile getirilmek istenendir. Kinaye, bu ikinci anlamdadır. 

Örnek 13

Mum dibine ışık vermez.

Gerçek anlamda şeklinden dolayı mum dibine ışık vermez. Mecaz anlamı makam mevki sahibi kişiler, yabancılara yaptıkları iyilikleri kendi yakınlarına göstermezler, anlamıdır. Asıl söylenilmek istenen kinaye olan bu ikinci anlamıdır.

Aşağıda anlamları da verilen ve genellikle deyim ve atasözlerinden oluşan örnekleri bu yöntemle inceleyiniz. Mecaz anlamları yazılan cümlelerin gerçek anlamları üzerinde kafa yorunuz.

Örnek 1

Seni ayağını yorganına göre uzat diye uyarmıştım.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Giderini gelirine göre ayarlamak.     
Kinaye olan söz öbeği: Ayağını yorganına göre uzatmak.

Örnek 2

Mustafa Baltayı taşa vurmak üzereyken vazgeçti nedense.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Birine karşı bilmeyerek, dokunacak sözler söylemek, pot kırmak.
Kinaye olan söz öbeği: Baltayı taşa vurmak

Örnek 3

O ömrü billah çürük tahtaya basmazdı.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: İncelemeden, işin aslını öğrenmeden tehlikeli bir işe girişmek.
Kinaye olan söz öbeği: Çürük tahtaya basmak

Örnek 4

Dereyi görmeden paçaları sıvayanlar hayal kırıklığına uğrayabilir.

Gerçek anlam: Erken hareket etmek
Mecaz anlam: Ortada hiçbir neden yokken bir şeye hazırlık yapmak.
Kinaye olan söz öbeği:

Örnek 5

Düzlüğe çıkmak için var gücüyle uğraşıyordu.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Engelleri aşıp  işi yoluna koymak.
Kinaye olan söz öbeği: Düzlüğe çıkmak

Örnek 6

Hayatta en zor şey eli kolu bağlı kalmaktır.

Gerçek anlam: Elleri bir cisimle bağlı şekilde olmak
Mecaz anlam: Bir şey yapamayacak durumda olmak. 
Kinaye olan söz öbeği:

Örnek 7

Adam elini kana bulamış birisi olarak cemaatin ortasında duruyordu.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Bir kimseyi yaralamak veya öldürmek.
Kinaye olan söz öbeği: Eli kana bulamak

Örnek 8

Hiçbir zaman elini sıcak sudan soğuk suya sokmadı.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Hiçbir şey yapmamak.
Kinaye olan söz öbeği: Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak

Örnek 9

Gözü kara biri olarak tanınır.

Gerçek anlam: Gözleri siyah, kara olan 
Mecaz anlam: Korkusuz, cesaretli kimse.
Kinaye olan söz öbeği: Gözü kara

Örnek 10

Neden evladım ocağımı söndürmeye çalışıyorsun.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Ailenin dağılmasına sebep olmak.
Kinaye olan söz öbeği: Ocağı söndürmek

Örnek 11

Adam, "sırtımı nereye dayamalıyım" diye söyleniyordu. 

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Güçlü bir kimseye arkasını dayamak.
Kinaye olan söz öbeği: Sırtını dayamak

Örnek 12

Hiç düşünmeden onları adamın yüzüne vurdu.

Gerçek anlam:
Mecaz anlam: Kusurunu yüzüne söyleyip ayıplamak. 
Kinaye olan söz öbeği: Yüzüne vurmak

Aşağıdaki atasözleri de kinayeli anlatıma birer örnektir.


Âdemoğlu çiğ süt emmiştir: Başlangıcından bu yana nankörlük, iyiliğe karşı kötülük insanoğlunun değişmez bir sıfatı olmuştur hep. (kinaye) 

Altın yere düşmekle pul olmaz: Dürüst ve değerli bir kişi bulunduğu yüksek yeri (makam-mevki) yitirip önemsiz bir yerde bulunmak zorunda kalsa bile değerinden bir şey kaybetmez. (kinaye) 

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz: Bir durumun göstergesi, belirtisinin görülmesiyle anlaşılır. (kinaye) 

Bıçak sapını kesmez: İnsanlar, yakınlarına, akrabalarına kolay kolay zarar vermez. Onları birbirlerine bağlayan bir kan bağı bulunmaktadır. (kinaye) 

Boş çuval dik durmaz: Gerçeklerden uzak, temeli bulunmayan düşüncelerle bir sonuca ulaşılamaz. (kinaye) 

Bir kanatla kuş uçmaz: Çevresiyle ilgilenmeyen, arkadaşlarıyla yardımlaşmayan kimse başarı sağlayamaz. (kinaye)

Dilin kemiği yok: Dil, yapısından her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözleri de söyleyebilir. (kinaye)

İp inceldiği yerden kopar: Herhangi bir olay en çürük yerinden patlak verir. (kinaye)

Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür: Gücünden daha üstün bir güce karşı koyan kimse kendini yıpratmaktan başka bir sonuç sağlayamaz. (kinaye)

Yalnız taş duvar olmaz: İnsan tek başına bir hiçtir. Çoğu şeyi tek başına yapamayacağından diğer insanlarla iş birliğine girmesi bir zorunluluktur. (kinaye)

Yuvarlanan taş yosun tutmaz: Sürekli iş değiştiren, her gün farklı bir uğraş edinen bir kişi başarı elde edemez, bir varlığa da sahip olamaz. (kinaye) 

Ayrıca bakınız

Kinaye

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder