Paragraf Test 1

PARAGRAF TEST 1

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi paragrafın giriş cümlesi olmaya uygun değildir?

A) Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.
B) Abasıyanık'ın bu hikâye kitabındaki gereksiz betimlemeleri eserin anlatımına gölge düşürmüştür.
C) Cahit Sıtkı Tarancı'nın şiirlerinde ölüm korkusu ön plana çıkar.
D) Hayatın gerçek amacı bilgi değil eylemdir.
E) Kabul edilen bir yanlışlık, kazanılmış bir zaferdir.


2.Kimisine göre Messi, kimisine göre Ronaldo dünyanın en iyi futbolcusudur. Bu konuda öne sürülen nedenler veya değerlendirme kriterleri de kişiden kişiye değişmektedir. Messi, dar alanda topu çok güzel çevirirken Ronaldo'da bu meziyet yoktur. Ronaldo, çok uzun koşular yapabilirken Messi'nin uzun süre koşamadığı, hemencecik yorulduğu ve oyundan düştüğü aşikardır. Yine Messi, nokta atışı pas atan biri olarak Ronaldo da çok güzel serbest vuruşlarıyla ön plana çıkar. Hatta Forlan'a da dünyanın en iyi futbolcusudur, diyenler az değildir. Anlaşılan bunun için bir ölçüt belirlemek oldukça zordur.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) Dünyanın en iyi futbolcusunu belirlemek için birçok kriter vardır. Bu konuda bir karara varmak da oldukça güçtür.
B) Messi mi Ronaldo mu dünyanın en iyi futbolcusudur yargısı öteden beri tartışılmaktadır.
C) Dünyanın en iyi futbolcusu olmak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir.
D) Ronaldo ve Messi için dünyanın en iyi futbolcuları demek bizi yanıltabilir.
E) Dünyanın en iyi futbolcusu kimdir tartışmasının niçin bu iki futbolcu üzerinde yürütüldüğünü bir türlü anlayamadım.


3. Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatına hemen hemen her alanda birçok ünlü yapıt kazandırmıştır. (I) Bu yapıtları tür olarak birbirinden ayırt etmek oldukça güçtür. (II) Tanpınar'ın hangi türdeki yapıtını okursak bu en güzelidir demekten başka bir şey içimizden geçmez. (III) Edebiyatımızda hemen hemen her türde çok başarılı yapıtlar ortaya çıkmıştır. (IV) Onun için bu yapıtlardan hangisini önce okumalıyız diye sabırsızlanırız. (V)

Yukarıdaki paragrafta düşüncenin akışını bozan cümle hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?

A) I               B) II               C) III                D) IV              E) V


4. Onun hiçbir zaman ben bu konuyu tam öğrendim, dediğine şahit olmadım. Sürekli daha çok daha çok deyip araştırmasını sürdürürdü. Bilgilerini bir iki kaynak veya yerden değil birçok kaynak ve yerden edinmeye çalışırdı. Bir yerden aldığı bir bilgiyi başka yerden aldığı bilgiyle karşılaştırır, sonra bunlardan kendince bir şeyler ortaya çıkarırdı. Bu bilgilerini zaman geçirmeden uygulamaya geçirmeye çalışır ve bunları sürekli yeni bilgilerle destekleme yoluna giderdi.

Bu parçada sözü edilen kişinin hangi özelliği ön plana çıkarılmıştır?

A) Konuyu tam öğrenmeye başladıktan sonra bunları uygulamaya geçiren ve sonlandıran biridir.
B) Başkalarının bilgilerinden faydalanmayarak kendisi bir şeyler üretmeye çalışır.
C) Sürekli araştıran, edindiklerini uygulamaya koymaya çalışan ve bunları geliştiren biridir. 
D) Her şeyden kuşku duyan, özgüveni gelişmemiş biridir.
E) Çalışmalarını bir türlü sonlandıramadığı için bunalımlı bir ruh haline sahiptir.


5. Sanat eserlerini başarılı kılan birçok bileşen olsa da üslup her zaman at başı oynamıştır. Fuzuli'nin Leyla ve Mecnun eserinin bütün dünyaya mal olmasını sağlayan, Cengiz Aytmatov'un eserlerine bütün dünyanın büyük ilgi göstermesinin nedeni eserlerin biçemleridir. Fuzuli'nin "Leyla ve Mecnun" mesnevisi ile aynı içeriğe sahip onlarca eser vardır. Bu sanatçılar, üsluplarıyla kendilerini topluma beğendiremedikleri için kalıcı olamadılar. Bu örnekler çoğaltılabilir. Eserde anlatılan değil anlatım bir sanat eserini en öne koyar her zaman.

Bu parçada anlatılanlar aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir? 

A) Sanat eserlerini kalıcı kılan etmenlerden içeriğin rolü nedir?
B) Aynı konu niçin farklı kişiler tarafından ele alınmaktadır?
C) Farklı farklı anlatım teknikleri deneyen kişilerin topluma mal olması doğal mıdır?
D) Sanat eserlerinin üslubunda hangi özellikler ön plana çıkarsa o sanat eserini ön plana çıkarır?
E) Sizce sanat eserini başarılı kılan en önemli özellik nedir?


6. Hayatın ayrı edebiyatın ayrı olduğu bir dünya düşünemiyorum. Hayatın her alanında edebi bir terennüm bir şekilde söz konusudur. Yalnız kaldığımızda en büyük dostlarımız yalnızlık kokan şiir kitapları değil mi? Peki ya kafamızı dinlendirmek istediğimizde bir doğa romanından daha çok ne yardımcımız olabilir. Biliyorum, edebiyat yaşamın rengi yaşam da edebiyatın ta kendisidir. Gerisini düşünemiyorum bile.

Bu paragraf için en uygun başlık hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?

A) Hayat ve Edebiyat
B) Edebiyatın Gücü
C) Hayatın Anlamı
D) Edebiyat ve Doğa
E) Yaşam ve Dünya


7. (I) Yazar, bu eserini İç Anadolu halkının yaşamına, kültürüne, gelenek ve göreneklerine ayırmış. (II) Onların giyimleri, kuşamları, düğünleri, sünnet törenleri eseri baştan sona kuşatmış. (III) Bunları anlatırken o yörenin tarihsel geçmişine de değinmiştir. (IV) Eserinde yöresel söyleyişlere başvurmuş oldukça etkileyici bir dil kullanmıştır. (V) Yer yer yaptığı betimlemelerde ise oldukça gerçekçi davranmıştır. (VI)

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar? 

A) II              B) III             C) IV           D) V              E) VI



8. I. Didaktik şiirle lirik şiirin birbirine çok yakın şiir türleri oldukları söylenir.
  II. Duygusal yönü zayıf olan didaktik şiirlerde ise ahlaki bir ders vermek ve bilgi aktarmak amaçlanır.
  III. Didaktik şiirle lirik şiir birçok açıdan farklılıklar içermektedir.
  IV. Lirik şiirlerde hedef kitlenin beynine değil kalbine seslenme söz konusudur.
  V. Bazı kişiler tarafından öne sürülen bu düşüncenin doğru olmadığı apaçıktır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturması için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?

A) I ile III              
B) II ile III             
C) II ile V              
D) II ile IV            
E) III ile IV


9. (I) Mustafa amcanın uzun boyu, sivri burnu mahallede herkesin dikkatini çekiyordu. (II) Yürürken çok hızlı bir şekilde yürürdü. (III) Belinde çocukluktan gelen bir kambur vardı. Bu kamburu onun mahallede "Kambur Mustafa" lakabını almasına neden olmuştu. (IV) Mustafa, her zaman neşeli bir ruh haline sahip, içten ve samimi bir kişilik olarak da ön plana çıkar. (V) Hiçbir zaman yüzünü hiçbir şeye ekşittiğine mahalleli bir gün bile şahit olmadı. (VI) O sevgi dolu yüreği ve sevecen kişiliğiyle mahallenin Kambur Mustafa'sıydı hep.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar? 

A) II              B) III             C) IV              D) V            E) VI 


10. Her geçen gün okullarımızda daha çok proje yapılmaktadır. Bu da okullarımızda girişimci ruhu ön plana çıkarmaktadır. Böylece yeni nesil bilgiyi depolayan değil, bilginin yolunu öğreten bir paradigmaya sahip olacaktır. Önemli olan da budur. Mevcudu yüklemek artık eğitim sistemlerinde pek bir anlam ifade etmemektedir. Her beyin bir proje olursa her alanda çok hızlı bir ilerlemeye imza atacağız. Bu da mutlu ve aydın bir toplum olarak modern dünyada yerimizi almak demektir.

Bu paragrafın konusu hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?

A) Okullar bilginin yuvası kabul edildiği için bilginin gücü okullarda ortaya çıkmaktadır.
B) Okullarımızda gün geçtikçe daha çok proje yapılmaktadır. Bu da birçok olumlu sonucu beraberinde getirmektedir.
C) Çağdaş toplumlarda bilgi büyük bir güç olarak kabul edilmektedir.
D) Modern dünyada yer edinmek için bundan sonra çok daha fazla proje üretmemiz gerekir.
E) Mutluluğun anahtarı her zaman devamlı ve planlı çalışmaktan geçer.


11. Bir işte başarılı olmanın en önemli koşulu o işte başarılı olmaya dair kuvvetli bir inanç beslemektir. Daha yola çıkmamışken yenilgiyi kafanızdan geçirmişseniz zafer sizin için çok uzaklardadır demektir. Hatta Kaf Dağı'nın arkasındadır. Kafanızda beliren binlerce şüphe ile muhtemelen ben bu işi başaramayacağım diye içinizden geçireceksiniz. Bu düşünceyle parlak bir sonucun ortaya çıkmayacağı kuşkusuzdur. Onun içindir ki başarı her şeyden evvel yapacağımız işe kuvvetli bir inanç beslemekle ortaya çıkar.

Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çok şüpheci kişilerin başarılı olması ancak bu şüphelerini yenmeleriyle mümkündür.
B) Her başarının ardında disiplinli ve planlı bir çalışma yatar.
C) Yenilgi de başarı gibi hayatın bir gerçeğidir. Yenilebiliriz önemli olan vazgeçmemektir.
D) Hiç kimse başarısız olmak için yola çıkmaz yalnız başarılı olmak için de bazı nedenler vardır.
E) Başarılı olacağımıza duyacağımız kuvvetli inanç başarılı olacağımızın en önemli koşuludur.


12. Her güzel etkinliğin arkasında mutlaka güzel bir düşünce yatar. Güzel bir şeyin bir altyapı olmadan ortaya çıktığına hiç rastlamadım. Bir futbol oyununu düşünün. Takımın teknik direktörü, kimin nerede nasıl oynayacağını öncelikle kafasında tasarlar. Sonra bunu uygulama aşamasına getirir. Hiçbir ressamın resmindeki güzellik tesadüfi değildir. Yine hiçbir mühendisin yaptığı bir cihazı bir an için yaptığını söyleyemeyiz. Bunlar her şeyden evvel güzelce düşünülmüş taşınılmış işlerdir.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Güzel bir şeyi ortaya çıkarmak için kişi sabırlı olmalıdır çünkü hiçbir şey bir anda ortaya çıkmaz.
B) Her güzel şey önce düşüncede başlar.
C) En büyük yanılgı düşünmeden bir işe girişmektir.
D) Bir takımın başarısı bireysel başarının her zaman önünde yer alır.
E) Düşüncede başlayan her şey güzeldir.


13. Çoğumuz çocuklarımıza örnek olmaya çalışırız. Bu konuda şüphesiz hepimizin en başta yaptığı çocuklarımıza nasihatlerde bulunmaktır. Sigara elimizde saatlerce sigara içmenin zararlarını veya saatlerce o kanaldan bu kanala gezinirken televizyon başında gereksiz vakit geçirmeyi anlatırız çocuklarımıza. Doğrusu buna kendimizi de inandırmak isteriz. Yapılan araştırmalar da bu yaklaşımın bir işe yaramadığını ortaya çıkarmıştır. Yaptıklarımız söylediklerimizin her zaman bir adım önündedir. 

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) En güzel nasihat iyi bir örnek olmaktan geçer.
B) Neyi ne zaman söyleyeceğimizi bilmezsek söylediklerimizin bir kıymeti olmaz.
C) Çocuklarımıza ancak onların seviyesine inerek örnek olabiliriz.
D) Çocuklar sürekli aynı şeyi duymaktan pek hoşlanmazlar.
E) Her söylenilen şey çocuklarda bir etki oluşturmayabilir. Önemli olan söylediklerimizi uygun ortamlarda ve tekrar ede ede söylemektir.


14.  Bir sanat eserinin ayakta kalabilmesi her şeyden evvel arkasında toplumsal bir desteğin olmasına bağlıdır. Toplumla bütünleşmeyen topluma mal olmayan sanat yapıtları er veya geç tozlu raflara mahkûm olur. Bugün klasik eser olarak bildiklerimiz de toplumla bütünleştikleri için ayaktalar. Kendi egosunu tatmin peşinde olan sanat yapıtlarını insanlar niçin okusun ki? İnsanlar, kendimden bir şey bulabilirim düşüncesiyle yapıtları özümser. Kendi töresini, düşüncesini, toprağını yansıtmayan bir eseri toplum niçin benimsesin ki?    

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Arkasında toplumsal bir desteğin olmadığı eserler ayakta duramaz.
B) Toplumdan kopuk eserler kısa bir zaman diliminde tozlu raflara mahkum olur.
C) İnsanlar, sanat yapıtlarını kendilerinden bir şeyler bulabilmek için okur.
D) Sanat eserleri toplumun her tabakasını eşit bir şekilde yansıtmalıdır.
E) Sanatçının kendini tatmin etmek için kaleme aldığı yapıtlara toplum rağbet göstermez.


15. Türk edebiyatının bazı devirlerinde "yabancı özentisi" adeta moda olur. Gün olmuş sanatçılar Farsçayı gün olmuş Arapçayı ve yine gün olmuş Fransızcayı baş tacı etmişlerdir. Ne varki bu kişiler kendi dilimizin güç ve kudretini keşfedememişlerdir. Bu düşünce gittikçe hayatın hemen hemen her alanına sirayet etmeye başlamıştır. Sırf Fransa'dan kumaşı getirilmediği için aylarca takım elbise giymeyen aydınlarımız olmuştur. Bugün de bu hastalık devam etmiyor mu? Bir Alman arabası, Fransız kokusu, İtalyan gömleği, İngiliz çayı hala da bizim için eşsiz değil mi?   

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Edebiyatımızın bazı devirlerinde Türkçe ile eser vücuda getirmek ikinci planda kalmıştır.
B) Dil ile başlayan yabancı özentisi sonraki zamanlarda birçok alanda kendini göstermiştir.
C) Batı'nın birçok şeyi bizim için hala paha biçilmez bir değer taşır.
D) Arapça, Farsça ve Fransızcayı baş tacı edenler Türkçenin gücünü keşfedememişlerdir.
E) Türkçe; Arapça, Farsça ve Fransızcadan her açıdan daha gelişmiş bir dildir.


16. Şehrin sokaklarını gezerken şehrin tarihi adeta bir film şeridi gibi gözlerimin önünde canlandı. Sokakları gezerken bir yandan bu şehirde geçirdiğim o mutlu çocukluk günlerini hatırladım bir yandan da şehrin tarihsel dokusuna kendimi kaptırdım. Sokağa attığım her adımda yeni bir anımı anımsıyordum. Çocukluk günlerimi sanki dün burada yaşamışım gibi bana her şey çok yakın gelmişti. Oysa aradan yıllar geçmişti. Savaşın kirli yüzü de şehrin tarihinden çok şey alıp götürmüştü. 

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Şehrin sokakları kişinin hayal âleminde yeniden canlanmıştır.
B) Kişi, şehrin sokaklarını gezerken sevinç dolu çocukluk günlerini hatırlamıştır.
C) Şehrin tarihi, yazarı oldukça etkilemesine karşın yazar içinde bulunduğu ruh halinden bir an evvel bu gezinin bitmesini istemektedir.
D) Şehrin sokaklarında her an için bir anısını hatırlamaktadır.
E) Şehrin silueti savaşın kirli yüzünden etkilenmiştir.


17. Çocukluk günlerim bir metropolde varoş olarak tabir edilen insanların yaşadığı bir mahallede geçti. Hayatımda çok farklı olaylar, renkli serüvenler yer almadı. Kentin bu olanakları kısıtlı mahallesinde insanlarla sessiz bir yaşantı sürdürdüm. İnsanların yüzlerinden onların bana çok benzediklerini seziyordum. Sinemayla da ancak otuz yaşımda tanıştım. Çocukluğumun şekillendiği bu ortamın bazı etkilerini bir ömür hissettim. Belki de bunun için hayata gerçek anlamda ısınamadım.

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Çocukluğunu oldukça renksiz bir mahallede geçmiştir.
B) Yaşamının şekillendiği mahallede imkânlar oldukça elverişsizdir.
C) Çocukluğunun şekillendiği mahalle kişinin hayatında kalıcı etkiler oluşturmuştur.
D) Her şeye rağmen hayatı sevmekte ve hayata istediği gibi yön vermektedir.
E) Yaşadığı mahalledeki kişilerle genel anlamda örtüşen bir yapıya sahiptir.


18. Nasrettin Hoca fıkraları birçok özelliği bir arada yansıtan fıkralardır.  Bazı fıkralarda hocanın hazırcevaplılığı bazılarında pratik zekâsı bazılarında ise toplumun geleneklerine ne kadar vakıf birisi olduğu ortaya çıkar. Fıkraları, çoğu zaman önemli mesajlarla doludur. Öyle ki çok ağır, dokunaklı bir söylemi o kadar incelikle dile getirir ki sizi kendisine hayran bıraktırır. Nasrettin Hoca fıkralarının birçok yerde ön plana çıkması hep bu özelliklerin sayesinde olmuştur.
                                                 
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Nasrettin Hoca fıkraları güldürücü unsurları ön planda olan fıkralardır.
B) Fıkraları birçok alanda önemli mesajlar içerir.
C) Fıkralarında hocanın toplumun örf ve adetlerini bilen biri olduğu ortaya çıkmaktadır.
D) Nasrettin Hoca'nın pratik zekâsı ve hazırcevaplılığı fıkralarından anlaşılmaktadır.
E) Fıkralarında en ağır sözleri bile yumuşatarak verebilmiştir.


19. Kişilerin roman yazma nedenlerini çok az kişi merak etmiştir, diye düşünüyorum. Doğrusu ben de merak edenler arasında yer alanlardanım. Kimilerine göre tanınmak için yazarlar roman yazar, kimilerine göre de salt egosunu tatmin etmek için. Ben, her iki görüşe de katılmıyorum. Kişilerin içindeki sanatsal yeteneklerin onları yazmaya zorlamadıklarını nereden bileceğiz. Bence tamamen bir içsel birikimin yansımasıdır roman yazmak. Yazarın kendini gemlemediği yerde roman ortaya çıkmıştır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Kişilerin niçin roman yazdığını çok az kişi merak etmiştir.
B) Bir romanın ortaya çıkmasına bazen yazarın merak duygusu neden olur.
C) Roman, kişinin kendini tutamadığı zaman ortaya çıkan bir yazınsal türdür.
D) Kişilerin roman yazma nedenleriyle ilgili birden fazla görüş vardır.
E) Sanatsal yetenekler ve içsel birikim romanın ortaya çıkaran nedenler arasında sayılabilir.


20. Beni en çok gençlerin kitap okumayı bir yaşam kültürü haline getirmeleri ve sözlük kullanma alışkanlığı kazanmaları mutlu kılmaktadır. Artık kitapçılarda saatlerce rafları inceleyen birçok gençle karşılaşmaktayız. Kulaktan dolma bilgiler, anneye, teyzeye, sözcüğün anlamını sorma kültürü de yavaş yavaş sonlanmaktadır. Gençlerimiz, artık masanın üzerinde farklı farklı sözlükleri bulundurmaktadır. Hatta Türk Dil Kurumu'nun ilgili sayfasını bilgisayarın sık kullanılanlar kısmına ekleyen yüzlerce genci biliyorum. Bu da artık bilinçli ve ana kaynağından bilgileri alan gençlerin sayısının her geçen gün arttığına işaret etmektedir.

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine varılamaz?

A) Gençlerin kitap okumayı bir yaşam kültürü haline getirmeleri yazarı mutlu etmektedir.
B) Gençler artık sözcüklerin anlamını birinci elden kaynaklardan öğrenmektedirler.
C) Türk Dil Kurumu'nun ilgili sayfaları gençler tarafından rağbet görmektedir.
D) Gençlerin kitapçılarda uzun süre kitap incelemeleri mutluluk vericidir.
E) Gençlerin okuma ve sözlük kullanma alışkanlığı kazanmaları onları televizyon izlemekten uzaklaştırmıştır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder