Alman Edebiyatı

ALMAN EDEBİYATI 
       
Almanya, dini hareketin merkezi olması nedeniyle Protestanlık'ın doğuş yeridir. Alman edebiyatı içerik ve yansıma açısından bu ruhu taşır. Alman rönesansının Alman edebiyatı üzerinde ciddi etkisi olur. Reformu etkileyen Alman rönesansı daha sonra reform hareketlerinden etkilenmeye başlar. 1517'de başlayan reform hareketi, Alman kültür ve yaşamında dolayısıyla edebiyatında önemli bir etki oluşturur. Bu etki daha çok dinsel anlamda görülüp günümüzde de devam etmektedir. Eski Alman edebiyatı döneminin ağırlığını oluşturan bir başka şey de Şövalye edebiyatıdır. Şövalyeler sadece savaşan kişiler değil aynı zamanda sanat ve edebiyatla da ilgilenen kişilerdir. Alman edebiyatının en önemli özelliğini özellikle Ortaçağ'da destanlar oluşturur. Bunların da en önemlisi "Nibelungen Destanı"dır. 

Reform hareketinin öncüsü durumundaki Martin Luther, Alman edebiyatına damgasını vuran şahsiyettir. Luther'in İncil çevirisi Alman edebiyatında önemli izler oluşturur. Bu çeviriyle Alman edebiyatının dili de kurulmuş olur.

17-18. yüzyıllarda Alman edebiyatının canlandığı dönemler olup bu devirde önemli isimler yetişir. 17. yüzyıldan önce dini mücadeleler yüzünden siyasal birliğini çok geç oluşturduğundan Alman edebiyatının bir geleneği oluşmamıştı. 17. yüzyılda bu edebiyatta birçok roman yazıldığı halde bunların çoğu unutulup gitmiştir.

19. yüzyılda Goethe ve Schiller'in birbirlerine destek olarak yaptıkları usta çalışmalar günümüze kadar etkileri olan eserlerin ortaya çıkmasını sağladı.

Modern Alman edebiyatını Naziler çok acımasız bir şekilde baskıladılar. 1933 yılından sonra birçok yazar hapishanelere gönderildi. Bunların akıbeti hep meçhul olarak kaldı.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Alman edebiyatı savaşta neredeyse yerle bir olan Almanya'nın psikolojik travmalarına geniş yer ayırdı. Bu yıkıcı etki bu dönem Alman edebiyatı için enkaz edebiyatı tabirinin kullanılmasına neden oldu. Heinrich Böll ve Günter Grass bu döneme damgasını vuran yazarlardır. Savaş sonrası edebiyatta ise Almanya'nın nazi tarihiyle yüzleşmek gibi bir gayeye yönelme olur. Alman edebiyatını bu dönemde yek pare düşünmek yanlıştır. Almanya, Doğu Almanya ve Batı Almanya olmak üzere o dönem ikiye ayrılmıştı. Özellikle Doğu Almanya'da derin Rus etkisi söz konusudur. Yazarlar da sosyalist bir bakış açısına sahiptiler ve Batı'nın değerlerini eleştiriyorlardı.

Son dönem Alman edebiyatında Franz Kafka, roman türünde büyük bir etki oluşturur. Bertolt Brecht, klasik modern bir yazar olarak bu dönemde ön plana çıkar. Özellikle mahkûm olduğunda kaleme aldığı oyunları önemlidir. 1990'da Doğu Almanya'nın çökmesiyle Doğu ve Batı Almanya yeniden birleşti. Bazı Doğu Alman yazarları yazdıkları roman, deneme ve kişisel biyografilerle geçmişle bir hesaplaşma içine girdiler. 

Ayrıca bakınız 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder