Ahmet Hikmet Müftüoğlu

AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU (1870-1927)

ahmet hikmet muftuogluYazar ve diplomat kimlikleriyle öne çıkan Ahmet Hikmet Müftüoğlu, 3 Haziran 1870'te İstanbul'da dünyaya gelir. "Müftüoğlu" soyadını dedesinin müftü olmasından alır. Henüz yedi yaşında iken babasını kaybeder. Okul hayatı Soğukçeşme Askeri Rüştiyesinde başlar. Sonra Galatasaray Sultanisinde öğrenimine devam eder.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun edebiyata olan ilgisi lise yıllarında başlar. 1896'dan itibaren Servetifünun Edebiyat topluluğuna katılır. 1898'den itibaren on yıla yakın Galatasaray Sultanisinde ders verir. Tevfik Fikret'in buraya müdür olmasıyla bu görevinden ayrılır. Bundan sonraki hayatında "Türkçülük"  hareketini benimser. 1908'de "Türk Derneği"nin, 1911'de "Türk Yurdu Derneği"nin kurucu üyesi olur. Ayrıca "Türk Ocağı"nın da kurucuları arasında yer alır.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu 19 Mayıs 1927'de İstanbul'da yakalandığı karaciğer kanserinden öldü. Kabri, Maçka Mezarlığı'ndadır.

Edebi Kişiliği

Diplomat olarak görev yaparken aynı zamanda edebiyatla uğraşmış biri olarak öne çıkar. Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun edebi hayatını iki dönemde incelemek gerekir. İlkin 1896'da Servet-i Fünun dergisinde yayımladığı bir hikâye ile bu gruba dâhil olur. Bu dönemde Servetifünun topluluğu içinde yer alır. Bu dönemde sanatlı ve süslü bir anlatımla daha çok bireysel konuları işler. 

Daha sonra bu toplulukla bağlarını kopararak edebi hayatının ikinci aşamasını başlatır. Bu dönemde Türkçülük akımını benimser. Milli duyguları güçlü bir sanatçı olan Ahmet Hikmet Müftüoğlu, 1908'den sonra başlayan Türkçülük hareketinin kurucuları arasında yer alır.  Milli Edebiyata katılır. Bu dönemde "Türkçülük" ve "Yeni Lisan" dil akımının etkisinde kalır. Türk dili ve Türk milliyetçiliği için yazılar kaleme alır. Bu dönemde yerli konuların işlendiği milli özellikli ve sade bir üslupla yazdığı Türkçü ve milliyetçi hikâyeleri ile ön plana çıkar.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, kelime bulmaya ve üsluba aşırı yoğunlaştığı için konuları kaçıran özelliğiyle de ön plana çıkar. 

Servetifünun Edebiyatı döneminde "İkdam" ve "Servet-i Fünun" dergilerinde yazdığı hikâyelerini ve nesirlerini "Haristan ve Gülistan"da toplar. Ahmet Hikmet Müftüoğlu, burada hayal mahsulü konuları işler. Eserde oldukça abartılı bir üslup göze çarpar. Anlaşılması oldukça güç Servetifünun dilini burada kullandığı için bu eserleri fazla ilgi görmez.

"Çağlayanlar" eserinde hikâyelerini toplar. Eserde, Türk kültürünün özelliklerini ve milli değerleri yansıtan on altı hikâye bulunur. Ahmet Hikmet Müftüoğlu, arı bir Türkçe ile yazdığı bu eserinde halkın milliyetçilik duygularını uyandırmaya çalışır. 

"Gönül Hanım", Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun tek romanıdır. "Gönül Hanım" romanı Pantürkizm idealini içeren bir eserdir. Türkçülük, burada siyasi bir ideoloji olarak sunulur. Turancılık fikrinin ön plana çıkarıldığı eser, Tasvir-İ Efkar gazetesinde tefrika edilir. Yazar, burada Kafkaslarda Ruslara esir düşen bir Türk subayı ile Gönül ismindeki Tatar kızının aşklarını anlatır.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, hikâye ve roman türünün yanı sıra makale, mo­nolog türlerinde de önemli eserlere imza atar.

Eserleri

Roman
Gönül Hanım

Öykü
Çağlayanlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder