Y Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları



Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli: Kişi, bulunduğu yerin şartlarına uymak zorundadır. Kişi ya buranın şartlarına uymalı veya buradan ayrılmalıdır.

Ya devlet başa ya kuzgun leşe: İşin sonunda üstün, büyük bir başarıya ulaşmak için yok olma tehlikesi dahi göze alınır.

Yabancı koyun kenara yatar: Bir topluluğa, çevreye yeni giren kimseyi oradakiler hemen aralarına almaz. Dolayısıyla kişi orada bir süre yabancılık çeker ve onlardan uzak durur.

Yabancı kuşun başı kanadı altında olur: Bir topluluğa, çevreye yeni gelen kişi ilkin alınganlık gösterip o toplulukta yer alan kişilerin aralarına karışmaz.


Yağ ile yavşan, sirke ile tavşan: Bir şeyin hakkı neyse o verilmelidir. Bir şeyden gerekli olan bir şey kısıldığı zaman onun tadı kalmaz.

Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur: Yaşam standardı bir anda değişen, yani eğlencesinde, giyim-kuşamında bunu belli ettiren kişiler bir yolsuzluğa bir şekilde bulaşmıştır, diye düşünülür. Bunun kısa sürede bu yaşam tarzına sahip olması olası değildir.

Yağına kıymayan çöreğini yoz yer: Bir iş için bütün gerekenleri yerine getirmeyen kişiler sonuçta oluşacak eksiklik ve kusurları hoş görmelidir.

Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın: Bir şeyin faydası zararından daha fazla ise tercih edilir. Yağmurdan yararlanacakların sayısı zarar görecek kişilerden daha fazladır, yeter ki yağmur yağsın.

Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış: Sürekli yalan söyleyen kimsenin bütün sözleri herkes tarafından yalan diye algılanır. Kişinin söylediği ne kadar can alıcı bir gerçek ise yine de kimse ona inanmaz.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar: Bir kişinin söylediği yalan söz üzerinden fazla zaman geçmeden anlaşılır ve söyleyenin yalancı olduğu öğrenilir.

Yalnız öküz çifte koşulmaz: Birden fazla kişi ile yapılması gereken bir işi bir tek kişi  ile yapmaya kalkışmak yanlıştır.

Yalnız taş duvar olmaz: İnsan tek başına bir hiçtir. Çoğu şeyi tek başına yapamayacağından kişinin diğer insanlarla iş birliğine gitmesi gerekir.

Yalnızlık, Allah'a mahsustur: Kişi, tek başına yaşayamaz, mutlu olamaz. İnsan ancak toplumun içinde huzur bulur. Sevincini ve yasını başkasıyla paylaşırsa mutlu olur.

Yanık yerin otu tez biter: Bir kişinin yüreğini yakan acı çok kısa bir süre sonra küllenir. Yerini farklı, temiz, güzel duygulara terk eder.

Yanlış hesap Bağdat'tan döner: Yanlış yolda olan bir kişi bu yolda ne kadar emek sarf etse de geri dönüp doğru yolda devam etmek zorundadır.

Yanmış harmanın öşrü alınmaz: Verimli iken bu özelliğini kaybeden bir şeyden gelir, vergi almamak gerekir.

Yapı taşı yerde kalmaz: Değerli, çalışkan kişiler boşta kalmaz, kendisine bir yerde bir şekilde bir iş verilir.

Yar, yıkıldığı gün tozar: Bir felaketin ilk günleri çok yıkıcı, üzücü olur. Çevrede panik ve tepkiye neden olur. Sonraki zamanlarda bu durumun eski ağırlığı kalmaz.

Yaralı kuşa kurşun sıkılmaz: Düşen, bir şeylerini kaybeden kişiye yüklenmek yanlıştır. Kişi, mal mülk, makam gibi şeyleri kaybedebilir. Bu kişilerle alay etmek, onları aşağılamak yanlıştır.

Yarası olan gocunur: Olumsuz bir işin sorumlusu aranırken kusurlu olan kimse, açığı öğrenilecek diye telaşa kapılır.

Yarım elma, gönül alma: Verilen hediye küçük de olsa gönül almak için yeterlidir.

Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder: Bir şey, ancak o işte tam uzman olan biriyle yapılmalıdır. Bir iş o işten anlamayana yaptırılırsa istenilen değil, bunun tersi bir sonuç elde edilir.

Yaş kesen, baş keser: Ağacın gerek sosyal gerekse ekonomik hayatımızda önemi fazla olduğundan bir ağacı gereksiz kesen, bir insanın hayatına kıymış sayılır.

Yaşı at pazarında sorarlar: Akıllı olmakla yaş arasında bir ilgi yoktur. Yaşı küçük olup da başkasından bilgili olan çok kişi vardır.

Yaşın yanında kuru da yanar: Yaptıklarından dolayı cezalandırılan kişilerin  yanında suçsuz kişiler de bazen suçlu gibi cezalandırılır.

Yatan aslandan gezen tilki yeğdir: Çalışmak, çabalamak oldukça önemlidir. Çok çalışan, gayretli bir tilki, tembel, uyuşuk bir aslana tercih edilir.

Yatan ölmez, yeten ölür: Kişi, eceliyle ölür. Kişinin hasta veya sağlıklı olması aslında çok da önemli değildir.

Yatanın yürüyene borcu var: Çalışmadan, yatarak vaktini geçiren kişi, çalışan kişiye borçludur.

Yatsının faziletini güveyden sormalı: Bazıları için çok da önemli olmayan bir şey bazı kişiler için oldukça önem taşır.

Yavaş tükürüğün sakala zararı var: Sert davranılması gereken yerlerde yumuşaklık göstermek yanlıştır. Bunun kişiye ve konumuna zararı olur.

Yavru kuş, yuvada gördüğünü yapar: En önemli öğrenme şekli model alma yoluyla gerçekleşir. Çocuk aileden ne görürse onu yapar.

Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır: Bazı hırsızlar o kadar ahlaksız ve kurnazlar ki bunlar hem suç işler hem de kendi suçunu zarar verdiği kişiye yükler.

Yaz yalan, kış gerçek: Yaz sıkıntısız bir aydır. Yaşama şartları oldukça rahat olur yazın. Kış ise bunun tersidir. Bu, çeşitli olaylarla kendini belli ettirir.

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı: Anne-babalar binbir güçlükle çocuklarını hayatta bir yere getirirler. Çocuklar büyüdüklerinde anne-babalarını çoğunlukla beğenmezler.

Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer: Gençliğinde, eli ayağı tuttuğunda çalışan bir kimse ihtiyarladığında rahat eder.

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş: Uygun çalışma zamanı varken, fırsat kaçmamışken bunu değerlendirmeyen kişiler zor günlerde sıkıntı çekerler.

Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır: Züppe, kötü kişilerin barınacak bir yerleri yoktur. Bunlar, herkesin oyuncağı olurlar. Ağırbaşlı kişileri ise kimse tedirgin etmez.

Yel gibi gelen sel gibi gider: Emek vermeden elde edilen şeyler yine aynı şekilde kişinin elinden çıkar gider.

Yel kayadan ne koparır: Sağlam karakterli, dürüst kişilere kimse kolay kolay bir zarar veremez.

Yemeyenin malını yerler: Malına kıymayan cimri kişilerin malını öldükten sonra mirasçıları bir şekilde yerler.

Yenilen pehlivan güreşe doymaz: Kimse yenilmek istemez. Yenilen kişi sürekli yeniden kazanmak için rakibiyle boğuşur.

Yerin kulağı var: Gizli konuşulan ne varsa hiç umulmadık yerden bir şekilde duyulur.

Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir: Nerede ve ne şekilde iş yapacağını bilmeyen sık sık iş değiştirir ve bir hayli zarara uğrar.

Yetimi okşamışlar, vay sırtım demiş: Kişinin her zaman yakınlarına, onu koruyacak, ona sahip çıkacak kişilere ihtiyacı vardır.

Yılan sokan uyumuş, aç kalan uyumamış: En ağır şey açlıktır. Kişi, her şeye dayanır yalnız açlığa dayanmaz.

Yılanın başı küçükken ezilmeli: Tehlikeli, zararlı olacağı anlaşılan bir durumun önüne derhal geçilmeli, ilk fırsatta o şey ortadan kaldırılmalıdır.

Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter: Kişinin sevmediği, hoşlanmadığı şey her zaman yanı başında olur.

Yırtıcı kuşun ömrü az olur: Kişiye saldırmayı alışkanlık edinen kişinin düşmanı çok fazla olur, bunlar o kadar ileriye giderler ki onun canına bile kıyarlar.

Yiğidin sözü, demirin kertiği: Cömert, onurlu kişinin ağzından çıkan söz demire kazınmış çentik gibi kalıcıdır. Ne yaparsanız yapın o sözünde durur.

Yiğit başından devlet ırak değildir: Delikanlı kişiler her an zengin olabilirler.

Yiğit lakabıyla anılır: Yiğit toplumda kazandığı ünle tanınır.

Yiğit yiğide at bağışlar: Aynı işi görenler, gerektiği zaman her türlü özveriyi gösterirler. En değerli varlıklarını dahi birbirinin hizmetine sunarlar.

Yiyen bilmez, doğrayan bilir: Bir şeyi elde etmenin zorluğu için kullanılır. Bir işin yapılması esnasında ne kadar güçlük çekildiğini, o işi yapan bilir. Bu işten faydalananlar ise bunu pek bilmezler.

Yok büyümez, arık büyür: Bir şey yoktan var olmaz. Az olan çoğalır, küçük olan büyür, gelişir.

Yoktan yonga çıkmaz: Olmayan bir şeyden hiçbir şey elde edilmez. Varlıklı olmayanın başkasına yardımı dokunmaz.

Yol bilen kervana katılmaz: Kişi, bir işi kendi başına yapabilirse başkalarının yardımına gerek duymaz.

Yol bilenle yürüyen, yorulmaz: Bir işi bilen, onu yoluyla, yöntemiyle yapan kolay yapar. Bu kişilerle çalışan rahatlar.

Yol yürümekle, borç ödemekle tükenir: Bir şeyin tümüne ulaşmak yavaş yavaş olur. Birden hiçbir şey olmaz.

Yolcu yolunda gerek: Bir işe koyulacak, bir yola çıkacak kişi bazı sebeplere takılıp kalmamalı, bir an önce hedefine ulaşmaya çalışmalıdır.

Yoldan kal, yoldaştan kalma: Kişi için yola çıkmaktan ziyade yola kiminle çıkacağı önemlidir. Kişinin yolculuk yapacağı kişiler her şeyden önemlidir.

Yorgan gitti, kavga bitti: Anlaşmazlığa neden olan şey ortadan kalktığında anlaşmazlıklar da sona erer.

Yularsız ata binilmez: Yular, atı dizginleme, disiplin altında tutma aracıdır. Ata binmenin garantisidir kişi için. Bunun gibi her şeyde mutlaka disiplinli olmak gerekir. Bir iş kuralına göre yapılmıyorsa o işte çalışmamak gerekir.

Yumurtada kıl bitmez: Verimsiz, çorak yerlerden verim beklenmez.

Yumurtasına hor bakan civcivini cılk eder: Kişi işine yeteri kadar ilgi göstermezse kişinin işinden olumlu bir sonuç alması imkânsızdır.

Yumurtlayan tavuk bağırgan olur: Çalışkan ve üretken kişiler kendini göstermek isterler. Bu kişiler bunun için de sesini yükseltirler.

Yumuşak huylu atın çiftesi pek olur: Yumuşak görünen insanlar çoğunlukla çok sabırlı olurlar. Bunlar hemen kızmazlar. Bazen de öyle öfkelenirler ki anlatılamaz. Bunların yumuşak huylarına aldanıp da üzerlerine gidilmemelidir.

Yuvarlanan taş yosun tutmaz: Sürekli iş değiştiren, her gün farklı bir uğraş edinen bir kişi başarı elde edemez, bir varlığa da sahip olamaz.

Yuvayı yapan dişi kuştur: Bir evin yönetimini, düzenini ve ailenin mutluluk içinde yaşamasını sağlayan kadındır.

Yük altında eşek anırmaz: Çok ağır bir işte çalışıp bunalan kişi bu zor durumdan kurtulmadan rahatlayamaz.

Yüksek dağın başı dumanlı olur: Önemli mevkilerde olanlar, sorumluluk sahibi kişiler sürekli sıkıntı içinde olurlar, sıkıntılarla boğuşurlar.

Yürük ata kamçı olmaz: İşinde başarılı olan kişiyi sıkıştırmak doğru değildir.

Yüz yüzden utanır: İnsanlar karşı karşıya geldiklerinde daha kolay uzlaşabilirler.

Yüzü güzel olanın huyu güzel olur: İnsanın yüzü bir şekilde içinin aynasıdır. İyi niyetli, hoşgörülü, temiz kalpli insanların yüzleri ile kötü kişilerin yüz ifadeleri aynı değildir.



Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder