Emile Zola (1840-1902)

EMİLE ZOLA (1840-1902)

emile zolaEmile Zola, 2 Nisan 1840'ta Fransa'nın başkenti Paris'te dünyaya gelir. Babası İtalyan asıllı bir mühendistir. Babasını çocuk yaşta kaybedip yetim kalması onu derinden etkiler. Emile Zola, diğer Fransız yazarları gibi iyi bir eğitim alamamış liseyi bile yarıda bırakarak çalışmak zorunda kalmıştır. 1862 yılına dek Paris'te yaşadığı yoksulluğa çare bulmaya çalışan Zola'nın 1862'de bir kitabevinde çalışmaya başlaması onu bir nebze rahatlatmıştır.

Emile Zola, 1864'te ilk hikâyelerini basar. Kendini tamamen sanatsal çalışmalara vermek amacıyla 1866'da çalıştığı kitabevinden ayrılır. 1867'de de "Therese Raguin"i bitirir. Bu eser onun tanınmasına büyük katkı sağlar.

19. ve 20. yüzyılın başında etkili olmuş olan Emile Zola, naturalizmin kurucusu ve en önemli temsilcisidir. Zola, pozitif bilimlerin deneysel olguculuğunu edebiyatta uyarlayarak natüralizmi başlatır. İnsanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, fizyolojik ve tesadüfi özellikleriyle ele alır.

Emile Zola, bilimin her zaman sanatın içine girmesi gerektiğini savunduğundan deneysel roman anlayışını başlatan kişi olarak da bilinir. Zola, insan iradesinin zayıflığına dikkat çekerek kişileri şekillendirenin çevre ve kalıtım olduğu görüşünü savunmuş bunu da eserlerinde işlemiştir. Zola, içinde yaşamış olduğu toplumu sefaleti, olumsuzlukları, perişanlığı ile yani tüm boyutlarıyla ele almıştır. Emile Zola'nın kurucusu olduğu natüralizmde, kişiler kaderlerini belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yapıtlarından sorumlu tutulmamışlardır.

Emile Zola, "Nana", "Germinal" ve "Meyhane" eserleri başta olmak üzere 21 kitaptan oluşan "Rugen Macguartlar" roman dizisiyle Fransız toplumunun derinlemesine bir çözümlemesine girişir. Bunlar, Emile Zola'nın en tanınmış romanlarıdır. Romanlarında genel olarak hayatın zorluklarını konu edinir. Zola, konu kadar anlatımıyla da öne çıkar. Eserlerinde gerçekçi ve doğal bir anlatımı esas alır.

Emile Zola "Nana" romanında fakir olmaktan dolayı batağa sürüklenmiş genç bir kızın dramını tam bir gerçeklikle ele alır. Nana, cilvesiyle seyirciyi sürükleyen Paris'in en ünlü kibar fahişelerinden biridir. Her gittiği yerde israf, kıskançlık ve sefaletle tanınır. Bu özellikleriyle tam bir yıkıma ve ailelerin dağılmalarına sebebiyet verir. Aşırı derecede israfa sebep olan birisidir. Hayatının sonlarına doğru çiçek hastalığına yakalanır. Kimsenin yanına uğramadığı birisi haline gelir. Nana'nın hayatı bir odel odasında nihayete erer.

Emile Zola, aydın tavrıyla da ön plana çıkar. Bir Yahudi olan Dreyfus'un Fransız askeri yargısı tarafından kurban edilmesine karşı "İtham Ediyorum" makalesini yayımlayınca baskılara maruz kalır. Ömrünün son yıllarını bu sebeple Londra'da geçirir. Dreyfus davasının yenilenip adaletin yerini bulması neticesinde Fransa'ya geri dönen Emile Zola, 29 Ekim 1902'de 62 yaşındayken Fransa'nın Paris şehrinde kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden ölür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder