Röportaj

RÖPORTAJ 

Köken olarak, Latincede "toplamak, getirmek" anlamlarında kullanılır. Dilimize Fransızcadan geçmiştir. Gazeteciliğin gelişmesiyle ortaya çıkan bir doğruyu, bir gerçeği araştırma, inceleme, gezip görme ve soruşturma yöntemiyle yansıtan gazete yazılarına röportaj denir. Röportaj, ilk başlarda sadece soru ve cevap şeklinde oluşan mülakat türüyle hemen hemen aynı özellikleri içerir. Gazeteciliğin gelişme gösterdiği dönemlerde edebiyatımızda ün yapmış şahsiyetlerin bu türde yapıtlar ortaya koymasıyla röportaj, inceleme, araştırma ve soruşturmaya dayanan bir tür haline gelmiştir. Böylece bağımsız bir kimliğe de kavuşmuştur.

20. yüzyılda gazete türünün gelişmesiyle Jack London, Ernest Hemingway, J. P. Sartre başta olmak üzere birçok ünlü edebiyatçı bu türde yazılar kaleme alır. Röportaj türü böylece farklı zaman ve zeminlerde gelişme imkânı bularak günümüze ulaşır. 

Röportajın türünün başlıca özellikleri:
  • Röportajda işlenen konular; toplumsal, sanatsal olgu veya olayları içerir.
  • Fotoğraf, resim başta olmak üzere anket ve istatistiklerden de yararlanılır. Bunlar röportaja gerçeklik ve görünüm kazandırır.
  • Röportaj, okuru gerçeğin içine sokar, gerçekle yüz yüze getirir.
  • Röportajda yaşatarak öğretme esas alınır.
  • Röportajda televizyon ve radyo birer araç görevini görür. Röportajlar burada yayımlanır.
  • Röportajda birinci kişili anlatım esastır.
  • Röportajda öznellik hâkimdir.
  • "Tutarlılık" röportajlarda önemli bir özelliktir. Anlatılanların birbiriyle çelişmemesi gerekir.
  • Röportaj, makale gibi düşünsel bir planla yazılır.
  • Röportajlar yaşanmış olaylar üzerinden yapılır.
  • Röportaj yazıları, üzerinde bir zaman dilimi geçtikten sonra tarihsel belge olabilir.
  • Röportajın anlatımında diyaloglardan faydalanma yoluna gidilir.
  • Röportajlar, gerçek, açık, yalın ve çarpıcı bir anlatımla dile getirilir.
  • Röportajda dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
  • Genellikle soru cevap şeklinde oluşan röportajlar bazı yazarlarca hikâye kurgusu içerisinde de verilir.
  • İyi bir röportaj yazarının konuyu enine boyuna araştırması, incelemesi, ilgilerle görüşmesi, gerekli belgeleri toplaması ve değerlendirmesi gerekir. Ayrıca özellikle giriş bölümünü de ilginç kılması gerekir.
  • Röportajlar, çoğunlukla yüz yüze yapılır. Soruların yazılı olarak verilip sonradan cevaplandırıldığı şekilde de yapılabilir.
  • Röportaj hem gezi yazıları hem de makaleden özellikler taşır. Röportajın makale gibi dayandığı bir tez vardır. Sorunun gezilip görülmesi bununla ilgili bilgi toplanılması, görsel araçlardan yararlanılması da röportajın gezi yazılarıyla ortak yönlerini oluşturur.
  • Röportajlar, bir yeri, eşyayı ve insanı konu alan röportajlar olmak üzere konuları bakımından üç kategoride değerlendirilir.
  • Gazete ve dergilerin iç sayfalarında yayımlanan röportajlar, bazen birkaç sütun bazen de bölümler halinde yayımlanır.
Dünya edebiyatında Jack London, Ernest Hemingway, Şolohov, Sartre bu konuda öne çıkan kişilerdir.

Röportaj Haber Yazısı Farkı
Haber yazıları, bir işitmeyle veya görülmeyle bir anda ortaya çıkan yazılardır. Haber yazılarında edebi bir değer ve kalıcılık amaçlanmaz. Röportaj ise belirli bir birikim, saha çalışması gerektirir. Bir edebi tür olan röportaj yazılarının ömrü asırlarca devam edebilir. Röportajda insanların yaşayış tarzı ve gelenekleri de önemlidir. Röportajda yazarın kişisel görüşleri yorum ve değerlendirme kısmında yer alır. Habere göre daha geniş yazılardır.

Röportaj ile Biyografi Türünün Farkı
  • Röportajlar hayatta olan kişilerle, sanatçılarla yapılır; biyografiler belgelere dayandırılarak oluşturulur.
  • Röportajda kişisel değerlendirmeler yer aldığı için öznellik esastır. Biyografide kişisel değerlendirmeler yer almaz. Nesnellik ön plandadır.
  • Röportajda konuşmalar yazının içeriğinde önemli bir yer tutarken biyografide böyle bir özellik bulunmaz.

Türk Edebiyatında Röportaj

Türk edebiyatında röportaj türü ilk başlarda mülakat şeklinde gelişmiş sonraki yüzyıllarda özellikle de 1960'tan sonra toplumun sorunlarını kamuoyuna duyurmakta aracılık yapan edebiyatçılarımızın bu türe yoğunlaşmalarıyla gazetelerde boy göstermeye başlamıştır. Modern anlamda Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" eseri bu türün ilk çalışması kabul edilir. Yaşar Kemal, (Bu Diyar Baştan Başa, Çukurova, Peribacaları), Hikmet Feridun Es (Bugün de Diyorlar ki), Tahir Kutsi (İç Göç), Abdi İpekçi (Liderler Diyor ki), Yaşar Nabi Nayır (Edebiyatçılarımız Konuşuyor), Falih Rıfkı Atay, Mustafa Ekmekçi, Leyla Umar, Nuriye Akman röportaj türünde öne çıkan kişilerdir.

Örnek 

ORTA ANADOLU'DA EN SAĞLIKLI İNSANLARIN ŞEHRİ: YOZGAT

Bozkır ıssız. Uzaktan bir göl göründü. Bozkıra elişi kâğıdı gibi yapıştırılmış. Yanında Malya Devlet Çiftliği var. Uzun bir yol gidiyor. Toprak damlı köyler geçtik. Nakışlı önlüklü kadınlar evlerin önündeydiler. Otobüsün üstü rüzgârlı. Toz duman da yok. Yani şu düşmek, parçalanmak tehlikesi de olmasa otobüsün üstü bir âlem. Türküler gırla gidiyor. Bizim toprağını satan köylü var ya, o da eli kulağa attı. Bir hoş sesi var ki… Bir de yanık söylüyordu. Yüzü, hani delikanlı konuşurken hep yere eğilmişti. Kederliydi. Yüz o yüz değil şimdi. Açıldı, gülümsedi, hep gülümsemeyen bir yüz. Işıklı. Demin ki keder nerede, bu yüz nerede? Bu yüze, bu güleç yüze hiç keder uğramamış dersin. Çiçekdağı’nı geçtik. Şirince bir kasaba. Sonra bir köyde durduk. Hani sığırcıklar vardır ya: Ak benekli, yeşile çalan karanlıkta bir kuş. Tarlalarda olur her zaman. Sürülürken tarlalar güren güren iner kalkar sığırcıklar. Yuvaları tarlalardadır. Köye inemezler, işte ben bu durduğumuz köyün damlarında sığırcık gördüm. Yüzlercesi inip yüzlercesi kalkıyordu. Yuvaları saçakların altı. Yerköy'e geldik. Orada araba değiştirmek lazım geldi. Yerköy'le Yozgat arası otobüs buldum. Bu sefer içine bindim. Yol iyi yol, Yozgat'a geldik. Yozgat yeşillik. Bir koyağın içinde. Girerken şehre, sağ yanda, yamaçta koyu bir yeşillik çarpıyor göze.

Yaşar Kemal’in "Bu Diyar Baştan Başa" eserinden alıntı yapılmıştır.
 Ayrıca bakınız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder