Zenginin horozu bile yumurtlar

Serveti olan mal mülk sahibi olan kısacası belli bir zenginliğe ulaşmış olan kimseler her şeyde daha şanslıdırlar. Talih sürekli bir şekilde bunların yüzüne güler.

Yumuşak huylu atın çiftesi pek olur

Yumuşak görünen insanlar çoğu zaman çok sabırlı olur. Bunlar çok çabuk kızmazlar. Bazen de öyle bir şekilde öfkelenirler ki anlatılamaz. Bunların yumuşak huylarına aldanıp da onların üzerlerine gidilmemelidir. Görünüş aldatıcı olabilir çoğu zaman.

Zırva tevil götürmez

Saçma, boş, anlamsız olan bir düşünceyi açıklamaya, bunu yorumlama ile haklı göstermeye kalkışmak son derece yanlış olan bir durumdur.

Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar

Yoksul olan kimseler çoğunlukla zengin olan kişilerin yaşantısını, neler yaptıklarını konuşarak zamanlarını harcarlar. Onların varlıkları hakkında sürekli olarak dedikodu yaparlar.

Yürük ata kamçı olmaz

İşinde başarılı olan, verimli olan kişiyi sıkıştırmak doğru değildir. Onlar, zaten işin gereğini yapan kişilerdir.

Yüksek dağın başı dumanlı olur

Önemli mevkilerde olan kişiler, sorumluluk sahibi olanlar sürekli olarak sıkıntı içinde olurlar, sıkıntılar ile boğuşurlar.

Yuvayı yapan dişi kuştur

Bir evin etkili bir şekilde yönetimini, düzenini ve ailenin mutluluk içinde yaşamasını sağlayan her zaman için kadındır.

Yuvarlanan taş yosun tutmaz

Sürekli iş değiştiren her gün farklı bir uğraş edinen bir kimse bir başarı elde edemez, bunlar bir varlığa da sahip olamaz. Fayda sağlayamazlar.

Yorgan gitti, kavga bitti

Bir sorunun nedenini ortadan kaldırmak o sorunu çözmek demektir. Anlaşmazlığa neden olan şey ortadan kalktığı zaman anlaşmazlıklar da sona erer. Önemli olan nedeni doğru olarak tespit etmek ve ortadan kaldırmaktır.

Yel kayadan ne koparır

Sağlam karakterli olan kişilere veya bir temeli olan işlere kimse kolay kolay bir zarar veremez. Bunlar önemsiz etkiler ile sarsılmaz.

Yel gibi gelen sel gibi gider

Emek vermeden, belli bir çaba sarf etmeden elde edilen şeyler yine aynı şekilde kişinin elinden çıkar gider. Önemli olan bir şeye emek vererek onu kazanmaktır. Diğeri kalıcı olmaz.

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş

Uygun bir çalışma zamanı varken henüz fırsat kaçmamışken bunu değerlendirmeyen kişiler zor günlerde büyük sıkıntı çekerler. Fırsatları iyi değerlendirmek gerekir.

Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer

Gençlik yıllarında çalışıp kazanan, vaktini boş işlerle geçirmeyen kimse ihtiyarladığı zaman sıkıntı çekmeden hayatını devam ettirir. Her şeyi zamanında yapmak ve zamanı değerlendirmek insana sonraki yıllarda büyük bir avantaj sağlar.

Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır

Birtakım hırsızlar o kadar ahlaksız ve kurnazlar ki bunlar hem mevcut olan suçu işler hem de kendi suçunu zarar verdiği evdeki kişiye yükler. Kurnazlıkta en önde gelen kişilerdir bunlar.

Yaş kesen, baş keser

Ağacın hem sosyal hem de ekonomik hayatımızda önemi fazla olduğu için bir ağacı gereksiz kesen bir insanın hayatına kıymış sayılır. Ağaç, hiçbir şekilde kesilmemelidir. Ağaç kesmek bir cinayettir.

Yanlış hesap Bağdat'tan döner

Bir işte bir yanlışlık var ise çok fazla vakit geçirmeden onu düzeltmek gerekir. Yanlış yolda olan bir kişi bu yolda ne kadar fazla emek sarf etse de geri dönüp doğru olan yolda devam etmek zorundadır.

Yalnız taş duvar olmaz

İnsan tek başına büyük bir hiçtir. Çoğu şeyi tek başına yapamayacağı için kişinin diğer insanlar ile iş birliğine gitmesi gerekir. İşbirliği güç, kuvvet ve başarının anahtarıdır.

Veren el, alan elden üstündür

Herkese yardım eden yani eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir. Vermek, almaktan çok daha hayırlıdır. Kişi, birine yardım yapabilirse veya birine bir iyiliği dokunacaksa kişi bundan hiçbir zaman geri durmamalıdır.

Vakitsiz öten horozun başını keserler

Her şeyin belli bir zamanı vardır. Bir sözü söylemenin de belli bir zamanı vardır. Yerinde ve zamanında söylenmediği zaman veya yersiz söylendiği zaman o söz, çok büyük olan zararlara yol açabilir.

Üzümü ye de bağını sorma

Önemli olan bir şeyden faydalanmaktır. Onun nereden geldiğini sormak, onun kimden geldiğini bilmek çok da mantıklı bir iş değildir.